Bu Blogda Ara

20081029

Başlıksız

Şu an yeni yazı yazabiliyorum ama sayfam görüntülenemiyor.Mahkeme yazısı yine çıkıyor.Pek çok blogu açabiliyorum ama bazıları da benim gibi açılmıyor en azından benim için.Mevzu da dns ve cookies den kaynaklanmıyor.Cidden ben hala niye uğraştığımı düşünüyorum.Kafa dağıtmak için üçbeş satır yazı yazıyorum.Onu yazabilmek için bu kadar eziyet çekmek giderek daha saçma gelmeye başladı.Kağıda yazarım daha iyi.Aslında benim kadar üşengeç bir adam için bu kadar uğraş vermek bile şaşırtıcı.Cidden sıkıldım artık.Bir süre daha beklerim belki ama bu şekilde gitmeye devam edecekse ben bu blog işinden koparım gibi geliyor.Bir süre bloguma uğramasanız da olur(uğrayabiliyorsanız tabi)Zira yazı falan yazmayacağım.
Not:Pek çoğunuzda bir problem yok sanırım o yüzden yazdıklarım garip gelebilir ama ben kendi blogum dahil pek çok blogu düzensiz aralıklarla görüntüleyemiyorum.Dediğim gibi dns ve cookies sorunu da değil.Hoşçakalın:)

Cumhuriyet...


Herkesin CUMHURİYET bayramı kutlu olsun.(fotonun üstüne tıklayarak büyük boyutta görebilirsiniz)

20081028

Telsara sendrom telsara

Ben blog işine girdiğimde amacım çok meşhur olmaktı.Böyle devlet dairesine gidip ben syndrome,godsyndrome dediğimde memure hanım imza isteyecekti.Ben müdürün odasında köpüklü kayfemi içerkene evraklarım halledilecekti,sonra diplomamı onaylatmak için üçyüzellinci kez notere gitmeyecektim.Noter çıtır bir vekili evime gönderecekti böyle hayallerim vardı.Ama önüme yine yasalar çıktı.Millet tepki gösterdi zaten ben ekstra bir şey söylemek istemiyorum.Beni herkes okuyormuş gibi yazmaya ve gayriciddi olmaya devam edicem.Bloggersız ne yaptım ve tabii ki kaçırdığım gündem hakkındaki görüşlerim.

Sigarayı bıraktım yogaya başladım desem inanmayacaksınız o kadar uzun süre de olmadı zaten.

Elektrik kesintileriyle boğuştum.Aklımda hala yıllar evvel okuduğum o haber var.Sdneyde 15 yıldan sonra elektrikler kesildi diye halkta büyük panik yaşandı.Ankarada 10 gün kesilmese ben panik yaşıyorum.

Kpss çalıştım ama herşey hala bıraktığım gibi,cümleler değişmemiş;kelimelerin yeri bile değişmemiş.Erzurum kongresi bölgesel bir kongredir ancak alınan kararlar nedeniyle ulusaldır.Hatırladınız di mi?

Veeeğ tabii ki öğrovizyon allam sonunda yazabilicem bu konuyu.Ben açıkçası hiphop tarzı ilahi söyleyen pembe yanaklı bir çocuk bekliyordum ama beni şaşırttılar.Benim yıllardır dileğim hadise ya da asenanın katılmasıydı.Sonunda oldu.Zaten hadi delü oğlan belüme dolan diyen eteksiz bi kıza oy vermeyecek ecnebinin alnını karışlarım ben.Kesin birinciyiz.Ha bi de Öğrovizyonda hadise var başlığı atan tüm gastelerimiz de gecikmiş bu tebriğimi kabul etsinler.

Bu arada bol bol gaste okudum tabii gasteler tecavüz haberleriyle dolu şimdi yine tuhaf bi soru olacak da niye bulabilecekleri en yaşlı,en hasta,en çirkin insana tecavüz eder bu insanlar hep merak ederim.Tabii bunlar normal tecavüzcüler(!) için geçerli ağır sapıklardan bahsetmek bile istemiyorum.

Yazı yazmaktan epey soğumuşum bunu da belki yeniden hevesim gelir diye yazdım zaten.Son olarak sabah dışarı çıkarkene bi baktım apartmanın önü göl olmuş la,apartmandan çıkmak alcatrazdan çıkmaktan zor.Burdan apartman yöneticimize seslenmek istiyorum.
Baba bu ne ya!

20081024

Kapiş

Ben bu yüzden,
İncelikler yüzünden...

20081023

Poligamik Sülüman

İnsanları anlatmayı çok seviyorum.Bu hafta Sülüman ağbiyle birlikte tecrübenin önemini görüceğiz.Aslında sülüman ağbiyi yazmak aklımdan daha önce geçti.Ama anlatmakla bitmez, hangisini yazıcam diye yazmadım.Son aldığım haberle hayatına kısa bir bakış atmak istedim.
Kısaca tanıyalım kendisi.Erol Evgin edasına sahip bir adamdır görseniz mekteb-i sultani mezunu dersiniz ama tanıyınca insanlıktan soğursunuz.Ama beni ondan daha fazla güldüren kimse yok.Bağlaç kullanmadan 10 adet küfürü birleştirip anlamlı cümle kurabilecek kadar becerikli biri kendisi.Kısa sürmesi için sadece onun çapkınlık konusundaki gelişimine bakıcağız.

I.Eş:Sülüman ağbi akşam tv izlerken,telefon geliyor.Heyecanla konuşmaya başlıyor..Arkadaş çorumda kaza yapmış kan lazımmış diyor eşine.Hemen yola çıkıyor.Sonra hanımının eline bir gazete veriyor komşular.Samsunda yapılan fuhuş operasyonunda çok sayıda yabancı uyruklu kadın gözaltına alındı.Bir de foto var. Gözlerine siyah şerit çekilmiş Sülüman ağbi.Resmin altındaki yazıda şöyle yazıyor.Polisler operasyonda 2 rusla yakalanan S.H'yi valla biz birini idare edemiyoruz helal olsun diyerek tebrik etti.Memlekete Hun İmparatoru Atilla gibi mağrur bir giriş yapıyor sülüman ağbi.Tebrikler üç gün sürüyor.Eşine merdaneli çamaşır makinesi hediye ederek gönlünü alıyor.
II.Eş:İmam nikahlı birinci eşini dul kalırsın haa diyerek razı eden Sülüman.Resmi nikahla ikinci eşini alıyor.İkinci eşi süleyman abinin izinli olduğu gün ablasına gitme gafletinde bulunuyor.Sülüman ağbi de hazır ev boş ben bi aldatıveriyim diye düşünüyor.Ama hanımı erken gelip sülüman ağbiyi yatakta yakalıyor.Sülüman ağbi de ne b.k yemeye erken geliyon lan diyip eşini bir güzel pataklıyor.Boşanmak zorunda kalıyor ama halen kızgın eşine.
III.Eş:Sülüman ağbi ara vermeden üçüncü eşine kavuşuyor.Ama huylu huyundan vazgeçer mi?Bu sefer başka bir ilçedeki evli bir kadına dadanıyor.Kadın da muhafazakar bir partimizin kadın kolları başkanı(puhahaha)Kadının kocası da her ay başka bir şehirde işi dolayısıyla.Sülüman ağbi her fırsatta kadının evinde.Durumu kadının kocasının akrabaları farkediyor.Pusu kuruyorlar Sülüman ağbiye, bu tam eve giriyor.15 dk. sonra akrabalar hücum ediyor eve.Arıyorlar tarıyorlar bulamıyorlar.Kadına zorla söyletmeye çalışırlarken dışardan bir bağırtı geliyor.Çatıdan düşen sülüman ağbi yerçekiminin etkisi ve çarpmanın şiddetiyle köprücük kemiklerini kırıyor.Kalan kemikleri de akrabaların etkisiyle kırılıyor.

Tövbe ediyor sülüman ağbi deşifre olduğunu düşünerek yeraltına çekiliyor.Tek eşli geçirdiği bu korkunç süre boyunca plan yapıyor.Bir gün kendisi gibi çapkın 2 arkadaşına anlatıyor planını. Daha sonra sülüman ağbi hanımına define aramaya başlayacağını söylüyor ve ekliyor üç arkadaş her fırsatta gidip arayacağız,kimseye belli etme.her gece kömürlükten kazmayı küreği alıyor.Arabaya atlayarak define aramaya gidiyor.Dağda bayırda telefon çekmiyor diyerek telefonu evde bırakıyor.Hadi işşallah yereppim diyerek dualarla uğurluyor eşi.Sülüman ağbi doğru kırığının yanına gidiyor.Ama bu sefer temkinli kadının evinden ayrılırken saksıdan bir avuç toprak alıp saçlarına,tırnak aralarına iyice sürüyor.1 yıl başarıyla uygulanıyor bu plan ve 2 hafta önce arkadaşlarının biri yüzünden kendisi de yakalanıyor.Şu an eşiyle barışmaya çalışıyor.
Çapkınlık hikayeleri kayıkçı hikayesi gibi çoğaldıkça çoğalır.Anlattığım olayların 9-10 ayrı versiyonu daha var ama ben en makul olanları yazmaya çalıştım.Son define olayı bitirdi beni.
Kıssadan hisse:Tilkinin orucu tavuğu görene kadardır(bu söz bana ait kimse sahiplenmesin)

Ay ilahi guugıl




igoogle denen şey var ya hani orda çok keyifli şeyler var.Kahin bilir böyle bir zımbırtı, soru soruyorsun evet/ hayır şeklinde cevaplar veriyor.Örnekle açıklayayım
yakışıklı mıyım?(ilk başta acemiydim sihirli ayna sanmıştım)
evet (hemen yalana başlamasa olmaz sanki,görürsün sen)
anan güzel mi senin?
evet (gururu da yok)
o halde bi güzellik yapar mısın?
sayfa görüntülenemiyor(puhaha,canlı lan bu)
deneyin çok eğlenceli

20081022

Esmeralda Derken...


Dün Arzunun Esmeraldam olamayacağı gerçeğini kabullenmiştim.Bugün de Esmeraldamın nasıl olması gerektiğini anlatıcağım.İlk başta Esmeralda adını haketmesi gerekli yani benim gibi Quasimodo'nun sanayide çekiçlenmiş hali gibi duran bir adamı beğenecek ki,en zor kısım bu.Bunu yapan bir insan estetik zevklerden yoksun demektir.Daha en baştan müstakbel eşimin zevksiz olduğu gerçeğini kabullenmem lazım.Sonra şunları yapması gerekicek.

Ben işten geldiğim zaman evimin direği gözümün bebeği diyerek boynuma atlamalı.Ellerimi yıkarken havlumu tutmalı.Akşam yemeğinden sonra şekerli kayfemi getirmeli.Kadın-Erkek eşitliğine değil kadın erkek denkliğine inanmalı.Eşitlik ne ya iyi ben tabakları bulaşık makinesine dizeyim sen git ev sahibiyle bu seneki kira miktarını konuş.Kadın kadın gibi,erkek erkek gibi olsun.Ama denklik ilkesine varım.Benim sahip olduğum haklar eşim için de geçerlidir. Sonracığıma ses tonu mızıka gibi olmamalı yani mızıkadan kastım cırtlak bi sese ya da pelin batu gibi tıslayan bi kadına tahammül edemem.Ayrıca yaptığım espriye 15 dk.sonra gülerse olmaz.Tabi gülmesi de güzel olmalı.Dedikodu yapmamalı,hiç gelemem. Sonra çocukları çok sevmeli ki,durum iyi olursa 5 çocuğa kadar gider bu iş.E bu çocukları ben emziremeyeceğime göre çalışan eş istemem.Bir de kıskanç bir insanım.O yüzden kapıyı eşimin üstüne kitleyip giderim.Sen bilirsin bey demesi lazım.En fazla evde yangın çıkar o da takdiri ilahi yapacak bişey yok.İkinci evliliğimde mutfakta ocağın bir tarafını sürekli kısık ateşte bırakarak anısını yaşatırım,vefalıyımdır.
Çok romantik bir insan olduğum için sabahları eşimin yüzünü seyrederken gözlerini açıp beni görünce "ne bakıyon lan mal gibi" dememeli yani illaki böyle düşünür de sesli söylemesin bari.Sonra toplamda sadece 5 çeşit yemek yediğim için iyi bir ahçı olmasına gerek yok.Ama ısıtılmış yemek yemem,önceki günün yemeğini yediğimi hatırlamıyorum bu saatten sonra da olmasın.Ayrıca sözümün üstüne söz istemem.Cümleme ama kelimesiyle başlayan karşılık vermesini istemem.
Sen bilirsin bey,emredersin bey,baş üstüne bey,bey,bey,bey,kiziroğlu mustafa bey demeli.Yok mustafa beyi karıştırmasın en iyisi.Amerikanın başkentini newyork sanmayacak kadar genel kültürü olması lazım ya da Irakta iki abd askeri öldürüldü diyince abdliler ırakta napıyomuş ki lağn derse ya da kanal d'nin tüm dizilerini izlerse.Türk sanat müziğinden hoşlanmamaya başlarsa,anama-babama çemkirip surat asarsa,bi gün olsun başı ağrırsa vallaha da boşarım billaha da boşarım.
Şimdi buraya kadar olan kısmı tepki çekebilir ama ben istediklerimi saydım olacakları değil.Olacakları da söyleyeyim...Aşık olunca ben süs kopeeğene dönerim.Kılıbığın feriştahı olurum ben be. Özel günleri unutmam,eşimi aldatmam(İçses:Beceriksizsin çünkü ama elaleme madara olma godsyndrom'un karısı buna layık değil çünkü diyerek karizmayı cilala)Gerçekten aldatmam dünyanın en şirret karısı olsa godsyndrome'un karısı olduğu için yapmam.(içses:aferin oldu) Ha ne olacak kız beni maymun edecek ,üstte sıraladığım hiç bir halt gerçek olmayacak.Ama zaten son paragrafa gerek yoktu.Hayalimi yazıyorum sonuçta bir tek Esmeraldanın fiziğinden bahsetmedik ona da gerek yok.Foto herşeyi anlatıyor.Bundan olsun,mümkünse.

Varan 1

Bana bir türlü çekici gelmeyen bağyanlar köşemi başlatıyorum.Yalnız çekici diyorum,güzel kısmı yok.Yani bana sen öküz müsün bu hatun daş türünden yorumlar yapmayın.İlerde çok güzel bağyanları da koyabilirim ama bana bişey ifade etmiyor çekici değil diyerekten yani.Elizabethe gelince güzel değil çekici hiç değil yüzü tamamen felaket,sonra boynundaki damarlar fazla belli oluyor,ayak bilekleri kalın,beli kalın.Bu kadar arızalı olunca da listemde ilk sırada:)

20081021

Ben yıllardır bu sesle savaşıyorum,biraz da siz çekin. Ha bi de Arzudan Esmeralda olmaz

Sevgulü Günlük
Uzun süredir seni ihmal ediyorum bugün epey dertleşicez seninle.Hatta kişisel blog tarihimimin en uzun yazısını yazmayı istiyorum.Sana flaş bir haber:Arzu kaçmış,hayır bana değil.Kaçtı haberini aldıktan sonra nasıl heyacanlanmıştım oysa.Hatta çalar saatimi (ki aynı zamanda telefon görüşmesi de yapılabilen bir aygıt) şarja takmıştım.Bir polis telsizi yürütüp tüm frekansları dinlesem diye düşündüm,saatlerce bekledim.Ben kaçtı haberini aldığımda kaçalı 72 saat olmuştu gerçi,ama en son bir konuda umut beslediğimde 19 yaşımdaydım.Hadi bikere daha diyerek kendimi gaza getirdim.Lakin boşuna.Biliyorsun ki bilgi edinme konusunda kimse benden daha uzman olamaz.96 saat sonra tüm bilgiler elimdeydi.
Karağdeniz yöğresinde kaçma olayları son derede sıradan olduğundan ailesi sabah durumu öğrenmiş.İyi lan düğün masrafından yırttık diye horon tepmiş.Hepsi o.Kaçtığı oğlan ne iş yapıyor biliyor musun?Söylüyorum 1984 model siteyşın bir arabası var.Şehir şehir dolaşıp oyuncak bebek satıyormuş.Toptan değil seyyar(perakendenin anlamını bilmiyorum o da olabilir)Hiç bir mesleği küçümsemiyorum diyen insanlardan değilim.O yüzden bu herifin işini küçümsüyorum ama benim pis fakir diye aşağılamam o pis fakirin Arzuyu götürdüğü gerçeğini değiştirmiyor. Şerefsiz bebeklerle uğraşa uğraşa bebek gibi kızı kapmış.Peki ben arzuya ne deyim? Belki bizim fakirin arabasında wireless bağlantısı vardır ve arzu gümüşhacıköye matruşka satmaya giderken,beni okuyordur.
Burdan ona sesleniyorum.Daha önce de kaybettiğim platonik aşklarım oldu(puradan oku)Ama hiçbiri bünyemde bu kadar tahribat açmamıştı.Beni matruşka satıcısına değiştiğine yanmıyorum ama gızım denizden bidene hamsi yakalasaydın ve onunla evlenseydin o bile daha mutlu ederdi seni.Güzellik dediğin geçer,zaten şurda beş sene sonra sende matruşka gibi olur.Beş çocukla(matruşkalar 4 oluyor diye bilmişlik yapma)anadolunun duble yollarında sürünürsün.Halbuki beni seçseydin sana dünyaları bağışlardım.Yan apartmanın bahçesinden leylak yolardım,karşı apartmanın bahçesindeki çağlaya dalardım(insan olanına değil meyvaaa olanına) ton balığıynan,tuzlu çekirdeğinen beslerdim seni.Kulaklarımı oynatabildiğimi biliyor muydun Arzu?Nerden bileceksin.Merak edip hiç sordun mu ki!..Bana vaat ettiğin o kazandiplerini (ki tüm konuşmalarımızı burdan açıklamak istemiyorum)o mobilize laz mı yiyecek?Öyle olsun Arzu. Çarşamba pazarında haydiğ haydiğ iki barbi alana ken'in kafası bedava diye bağırırken ne kadar haklı olduğumu anlayacaksın.Yine de üzülmeni istemem.Müstekbal eşine söyle Kayseri-Niğde yolunun 0-63. kilometreleri arasında devam eden yol yapım çalışması nedeniyle trafik işaret ve işaretçilerine dikkat etmesi gerekiyormuş.Görüyorsun işte ben hala iyiliğini düşünüyorum.Bir tek dileğim var mutlu ol yeter Arzu.
Hayır günlük tabii ki böyle bir şey olmadı.Geçen gün belki Arzu da gelmiştir diyerek kadırgaya gittim biliyorsun.Arzu gelmemiş.Orda sıkıntıdan patladım ve arabasında bebek satan bir adamı görünce böyle bir öykü yazdım.Beynimdeki sesi susturamıyorum.Benden daha geveze.Telefonda konuşurken,altyazılı bir filmi izleyebir,annemin ne yemek yaptığını düşünebilir ve 4 haneli sayıları kafamdan çarpabilirim.Yazının ilerleyen bölümlerinde bu iddiamın ispatını yapıcam merak etme.Neyse işte arzu konusunu ne yapsak müdür?Hani jim carreynin herkesin ölüp bittiği Eternal şansal of sappoz dı galatasaray adlı filminin meşhur bir repliği var ya "neden bağa azıcık ilgi gösteren her hatuna yavşıyorum" mealinde bir şey.İşte bendeki bunun tam tersi.Neden bana ilgi göstermeyen her kıza aşık oluyorum acaba?Aslında bulduğum bir cevap var.Şöyle ki bi kız bana tabağındaki yemek artığıymışım gibi baktığında içimden hemen lan bu kız maldan anlıyor.İki dakka da benim mal olduğum gerçeğini farketti diyorum.Sonrada umutsuz bir bekleyiş oluyor.Acaba bu kız hayalimdeki esmeralda mı diye.Tabii ki gerçek hayatta mutlu son yok.Kız Karamelek çıkıyor.Yine bana hasret bana yine hüsran.Neyse aslında bu durum için bulduğum formülü de yazıcaktım ama yazı epey uzadı.Onu artık başka bir sefere yazarım.İddiamın ispatını yapacaktım ama aşırı geyik olacağı için vazgeçtim.Hatta ben bile soğudum kendimden.Neyse işte böyle gözlerinden öperim günlüküm.

20081020

İğtinayla meğseğne iletisi yazılır

Önce tıp yazısına yapılan yorumlarla başlayayım.Maşallah uzan ailesi gibi hissettim kendimi.Kötü günleri de düşünürek manisa salihlideki portakal bahçelerimi,ellerimle kurduğum iki bidon turşu,1 kavonoz ezme,1 kavanoz gül reçelini ve çeyizimde duran 12 adet havluyu da diğer ziyaretçiler arasında bölüştüreyim.Adaleti sağlayalım.

-Burak yazınca fark ettim ki ben ara verme özürlüyüm.Üstüste iki gün yaptığım herşey alışkanlık olurken sanırım tam tersi de geçerli.Blogu silmemek için yazmaya karar verdim.Herkesin bloglarını okudum.Vudunun yazısına yorum yapayım dedim,3 kez yazıp sildim,sonra vazgeçtim.Hülyaya yorum yazayım dedim,yine vazgeçtim.Siminyada da öyle oldu.Sebebini tam olarak bilmiyorum.

Bünyeyi alkole yatırayım dedim.Hacca gitmek için elbise diktiren,oruç tutan ironik kuruyemişten nevale aldım.Adamla aramızda şu konuşma geçti.
Ben:Kolay gelsin müdür
Kuruyemişçi:35lik alırsın
Ben:Hee 35 lik ama sen mardinli değilsin ki niye soru ekini koymuyosun?
O:Ney
Ben:Boşver bu arada hayırlı olsun müdür hacca gidiyormuşsun,elbiselerin hazır gel al.
O:Şimdi orucum iftar edeyim alırım.
Ben:Duyduğuma göre şeytan taşlama esnasında şeytan dile gelip konuşurmuş.Seni görünce ne diyeceğini biliyorsun değil mi?
O:Ne diyecekmiş?
Ben:Sen de mi?
O:Hadi lan ordan.

Ayrıca artık iyice konuşmaya başlayan yiğenlere türkçe dersi verdim.Her söylediğinizi aynı vurguyla tekrar eden bir varlığa ders anlatmak çok zevkli.Açık alanda yaptığımızı dersten örnekler;
Godsyndrome(25):Erdem şu kıza bak be.Vay.Vayy.Vayyy
Erdem(2,5)Kıja bak.Bay.Bayy.Bayyy
Godsyndrome(25)Hahahhaha,ulan ne adamsın be!
Erdem(2,5):Bak abi geyiyo.Bay,bayy,bayyy
Godsyndrome(25)hahahaha,abilere söyleme.Sadece ablalara.

Bloguma estetik operasyon yaptım.Nip/tuck'da öğrendiğim herşeyi uyguladım.Linklerin hepsini aynı yerde toparladım.Etiketleri kaldırdım.Yani duruyor da sayfadan kaldırdım.Kırmızı arabayı sattım.Ördek ağızlı baygın bakışlı hatundan ayrıldım.İçerik bölümünün içeriğini yeniledim.Bundan sonra forever şebek formatında daha şebekçe yazılar sizi bekliyor.Yogamı yaptım,sekizinci minör depresyonumdan çıktım,ılık sütümü içtim.Hazırım.

20081018

TIP

Terminal gibiyim,gelip de kalanı görmedim.
S.

20081017

BELKİ

Belki Benim Kağıt Param, Bir Şekilde, Döne Dolaşa Senin Cebine Girmiştir..
Phaloe

EN GÜZEL HİKAYEM

Yıllar evvel sokakta rastlamıştım.Çocuğun biri;iki eli öne uzanmış direksiyon tutar gibi bir haldeyken arkadaşına sordu."Benim arabam ferrari senin arabanın markası ne?"diğeri muzır bir gülüş attı."Benimki akülü araba kıh kıh" İnsanları ikiye ayırma hastalığına sahip olsam bu şekilde ayırırdım.Ferrarinin derdinde olanlar ve akülü arabadan ötesini düşünemeyip bir de kıkırdayanlar. Hala düşünüyorum bazen o çocuğa "dikkat et bir gün akü bitecek ve sen öylece kalakalıcaksın.Bırak arabaları yayalar bile seni geçicek çünkü sen ne arabayı tamir edicek ne de onu bırakıp gidebileceksin" desemiydim diye.Evet bu çok zalimce olurdu.Kendimi bu sınıflandırmada nereye koyacağımı bilemiyorum.Ferrarisini çaldırıp "abi taksitlerini bile ödemedim daha satıp bilge olacaktım" diyen adam da çıkar bu bünyeden."Gitti güzelim cadillac" diyen adam da sanırım tek olamayacağım "ferrarisiyle mutlu ibne" karakteri.Gidecek yerin yoksa ne işe yarar ki?Kusura bakmayın yeni yerler keşfetmeye hiç halim,hiç umudum,hiç isteğim yok.Artık gidecek yerlerle bile ilgilenmiyorum.Bazılarımız hüzne daha yatkın oluyor.İşin hüzün tarafı da ilginç zaten. Daha mutlu olamayacağınız bir an vardır ama daha mutsuz olamam diyeceğiniz bir an yoktur.Hep daha beteri vardır çünkü.Bu biraz da bakan gözle ilgili.Bardağın hangi tarafını gördüğünüzle alakalı ama ben orda da herhangi bir tarafta yer alamıyorum.Ben dolu-boş diye ayırmadan niye su içmek zorundayız ya diye mızıldayan tiplerdenim.13'ünde ben gamlı hazan şarkısını söyleyen,dünyanın ucundaki fenerde bekçilik yapma hayali kuran çocuktan kime ne hayır gelir ki! 25 yaş çok bişey değil.Tamam ama o yirmibeş yılda dönüp tekrardan yaşamak istediğim tek bir gün yok.Bakıyorum kimseyi mutlu edememişim. Kimsenin hayatında da iyi ki olan biri sıfatıyla yer aldığımı düşünmüyorum.Öyle diyen varsa birgün onu da pişman edeceğime eminim.Birşeyler yanlış çünkü ve ben düzeltemiyorum.Buraya böyle "çok yalnızım atam" modunda yazınca sanıyorlar ki teselliye ihtiyacım var ondan yazıyorum.Hayır sadece yazmak istiyorum.Bloglara bakınca gördüğüm kendisiyle ilgili düşüncelerini en açık yazan benim ama bu beklentiyle yapılan birşey değil.10 yıldır tanıdığım adama kendimi anlatamamışım ki.6 aydır yazdığımı okuyan birisi anlasın!Nasıl bir manyak lan bu deyip,geçin işte.Ben sadece yazmak istiyorum.Yazarsam belki kurtulurum diyorum.Ama bu da pek işe yaramıyor.İşte bu yüzden hayatım dalga,bu yüzden gördüğüm herşeyi espri olarak görüyorum.Bu yüzden hep dalga yakalamaya çalışıyorum hayattan.Hep matrak şeylerin derdindeyim.Çünkü ciddi olursam,elinde sapanla koşturan 12 yaşındaki bir çocuk gibi değil de 25 yaşında işsiz güçsüz bir adam olarak bakınca hayata:İyiniyet verip ihanet satın alan aptal bir bezirgan görüyorum,ağzımdan saygı olarak çıkan kelimenin başka kulakta aşk bir başkasında nefret diğerinde kibir olarak işitilmesine ama nedense bir türlü ağzımdan çıktığı gibi duyulmamasına anlam veremiyorum.15 yılı üstüste koyunca gerçeği taşıyamıyorum çünkü.Bu yüzden lafebeliğinden gırgırdan başka bir şey yok bu blogda.Bu gidişle olması da mümkün değil.

KAYNAKÇA


BLOG YAZILARIMIZ İÇİN İLHAM VEREN TÜM 'DEĞERLERE' TEŞEKKÜR EDERİZ.

20081016

Bayat Ekmek

Bugün nedim geldi eve,nedim komşunun oğlu.Ödevine yardımcı olmamı istedi.Daha önce memet vardı mesela.Onun ödevlerini kendi ödevlerim gibi yapardım.Ablası vahide bunda önemli bir etkendi tabi.Nedimin ablası olmadığı için hiç hoşlanmadım bu durumdan.Üstelik Nedim kırmızı ışıkta beklerken yanına gelip para vermeyince arabanın camına tüküren çocuklar gibi.Hiç sevmem kendisini.Bir yandan da tırsıyorum.Zira köklü sayıları bile yapamayan bir insanım ben matematikte tek iyi olduğum konu problemler olduğu için keşke çalıştığım yerden sorsa diyorum.10 yaşındaki velede madara olma korkusu taşıyorum.Nedim geldi.Önce bilgisayar ekranındaki Monica Bellucciye taktı.
Nedim:Bunu niye buraya koydun yaşlıya bu karı
Ben:Hött,yaşlı anandır lan diyemedim tabi.O yaşlı değil sen çok gençsin dedim
.
Bu sefer namusuma göz dikti fırlama
"Adriana Lima'nın resmini koysaydınya kıh kıh o daha güzel"
Ben onun yaşındayken ninja kaplumbağalardaki aprill oneile aşıktım.
Oğlum sanane ya hadi ödev ne söyle dedim.
Bu sefer kitaplarıma göz atmaya başladı.
Nedim:Bunların hepsini okudun mu?
Ben:Yok rusya gazı keserse yakacak olsun diye topluyom.
Nedim:Ne
Ben:Okudum okudum varsa istediğin al oku.
Nedim:Hepsini okuduysan niye iş bulamadın?
Ev birinci katta olmasa çoktan camdan aşağı atacağım çocuğu.
Bu sefer tamam ödevimi anlatıyorum dedi tam umutlandım.Bir halletsek de gitse hayatın sırrını söyleyecekmiş gibi bakıyorum çocuğa.Hadi söyle
Nedim:Senin niye kız arkadaşın yok?
Ben:Senin niye ablan yok
Nedim:Nasıl ne alaka
Ben:Boşver büyüyünce alakayı kurarsın hadi ödevini söyle.
Örtmeni büyük adamların hayatlarını araştırın demiş.Buna da leonardo da vinci düşmüş.Hayret örtmen de şaşırttı beni normalde büyük adam diye turgut özalı falan ödev verirdi örtmenler.Neyse işte bende de zamanında çaldığım da vinci çizimleri vardı bi iki tanesi de kapıda asılıydı.Onları istemeye gelmiş.Fotokopi çektirecekmiş.Verdim gitti ama ruhumda derin izler bıraktı.1964 doğumlu bir kadına hayranım,işsizim bir de yalnızım.Üüühhüüü diye ağlayasım geldi.Keşke köklü sayıları sorsaydı.

20081014

Godsyndrome Nedir?Volume II

Daha önce godsyndrome kelimesinin anlamını öğrenmiştiniz(şurada).Bugün bu ismi neden aldığımı görüceksiniz.Temel sebep ironi ama o ironiyi daha yakından görmeniz için,hayatımı çarşaf çarşaf açıklıyacağım.Buyrun:

1 yaşında:"Anne dedi ayy anne dedi"
2 yaşında:"Yürüdü valla yürüdü"
3 Yaşında:Şu konuşmayla mahalle bakkalına dükkan kapattırdım."Sehey abla,sakın bakkala gitme.Bi kadın geldi,bi kilo şekey istedi.Çolak bakkal da bıyak şekeyi yavyum biz seninle şekey olak dedi.Bu konuşma sehey ablanın gevezeliği yüzünden tüm mahleye yayıldı.Mahalle baskısıyla adam işinden oldu.
4 yaşında:Çocuğun birine vesika sahibi bir annenin çocuğu olduğunu söyledim.Annem duymuş bunu.Ağustos ayıydı,ağzıma bi kamyon pul biber döktü.Beni dışarı attı kapıyı kitleyip,komşuya gitti.15 yaşına kadar içimden bile küfür edemedim./Komşumuz Emine teyzeyi çıplak gördüm.Bugün bile yorum yapacak durumda değilim.
5 yaşında:En az 100 basamaklı bir merdivenden düştüm/Taşınırken başıma 2 metrelik anten direği düştü./Hiç bi şey olmadı(ya da oldu)
6 yaşında:Bakkal Filiz ablayı kendime aşık ettim.Evlenme teklif etti ama reddettim./Bir düzine kızkaçıran ve pet şişeyle bomba yapmak üzereyken elimde patladı.Bizimkilere böcek ısırdı dedim.Döndü Teyze görmüş balkondan bizimkilere ispiyonladı(kokmuş karı)Bi kamyon azar işittim(çolak bakkalın ahı tuttu)
7 yaşında:Çok güzel eğri çizdiğim için öğretmen tahtaya çıkartıp beni alkışlattı.Hayatta mutlu olduğum tek anı doğru şeyler yapmamaya borçluyum.
8 yaşında:Sınıftaki bahar'a aşık oldum.Ama utku denen çocuk da aşıktı.Arkadaşımın aşkısın şarkısını söyleyip söyleyip ağladım.(inanmazsınız şimdi)
9 yaşında:Hiç girmediğim bir deneme sınavında okul birincisi oldum.İsim karışıklığıydı herhalde örtmen beni yine alkışlattı.Ona sınava girmediğimi söyledim.Ama inanmadı bu utanılacak bişey değil dedi.Mütevazılığımdan ötürü beni yine alkışlattı.Artık alkış manyağıydım.
10 yaşında:Okulum değişti.Ağladım ağladım.
11 yaşında:Okulun en güzel kızı(özge) bizim sınıftaydı ve aşık oldum.Okulun en çirkin kızı(ruğkiye) da bizim sınıftaydı ve örtmen beni onun yanına oturttu.Cüce fatih özgeyle çatlak patlak oynarken ben rukiyenin "gece sakız çiğnersek ölü eti çiğnemiş olurmuşuz doğru mu" sorularına muhatap oluyordum.
12 yaşında:Okulum değiştiği için yine ağladım ağladım/ingilizceden hoşlanmadım.
13 yaşında:İngilizceyi sevemedim.
14 yaşında:İngilizceden nefret ettim.
15 yaşında:Yabancı dil ağırlıklı liseye gittim.(hehe)Haftada 24 saat ingilizceden mütevellid zaman kavramını yitirdim.O yüzden bundan sonrasını kafamdaki sıraya göre anlatıcam.

Öğretmene kızıp ders kitabının 7 sayfasını noktalama işaretleriyle ezberledim.Örtmen sen benle dalga geçiyon diyip,disipline veriyordu zor yırttım.Yanlış teşhis sayesinde kalp ameliyatı olucaktım son anda kurtuldum.Hipertiroid ve esansiyel tremorum olduğunu öğrendim.Doğru teşhislermiş yırtamadım.Karakollara düştüm.Sonra össye girdim kazanamadım sonra bidaha girdim kazanamadım.Sonra bikere de sınava ayık gireyim dedim.Kazandım.Üniversiteye girdiğim sene online sınav ve çan eğrisi kalktı. Sonra geçmenotu 50'den 60'a çıktı.Sonra ortalama yükseltme sınavları kalktı.Okurken aklımda hep idari hakimlik vardı.İdari hakimlik sınavında kamuculara kota kondu. Okul bitti. 29 buhranından sonra dünyanın gördüğü en büyük ekonomik kriz çıktı.
İşte böyle;Yani beni laboratuara koyup,sondaj çalışması yapsanız bile bende ego bulamazsınız.Ben de en çok haketMEdiğim ismi alayım dedim.Durum bundan ibarettir.

Dost acı söyler coni

Bu yazıyı yazmak farz oldu.Bu johny depp denilen rezil yaşayan en seksi erkek seçilmiş.Kız denilen aklı bi karış havada cemiyetin mensupları ölüp bitiyor bu lavuk için.Tamam çirkin değil ama bu herifte yaşayan en seksi erkek(breh breh) seçilecek ne var ya.Zaten Kate Moss'u götürmesinden(yemeğe) dolayı gıcıktım kendisine.Standart bir tip lan bu.Bence tamamen magazinsel bi fiştekleme aynı şu scarlet johnson denen şaşı,yamuk ağızlı,saç telleri kalın kızın listelerde ilk 5'e girmesi gibi.Bir kere erkek kısmında güzellik ne gezer.Tanrı bir tek Alain Delonu yaratmış,kudretini göstermiş.Kalanları da çirkin yaratmaya devam etmiştir.Buradan tüm bağyan milletine sesleniyorum.Bu herif yakışıklı değil.Uyanın artık.ben insani görevimi yerine getirdim vicdanım rahat.Artık lan haklı valla bu herif yakışıklı değil,ay ben bu yalana nasıl inandım deme vaktidir.
Not:Kıskanıyorsun diye iftira atmayın.

20081013

Odun olmanın dayanılmaz hafifliği

Benim ketumluğum çocukken başladı.Mahallede akranım olmadığı için şizofrenel bir çocukluk geçirdim.Konuştuğum tek mahlukat bahçedeki kayısı ağacı ve kurbandan 10 gün önce alınan kesilene kadar beslediğim koyunlar olurdu.(Ama Clarice Starling karakterinde bir insan olamadım.)Böyle bir çocukluk haliyle odunsu bir karakteri beraberinde getirdi.Bir de samimiyetten beklentim çok olduğu için öyle samimi olma merakım gelişmedi.Bu halim en çok annemi üzdü.Annem benden başka kimseye kızmayan,benden başka kimseye küsmeyen böyle sevgi dolu bir insan olduğundan,çok çabaladı özellikle yaz tatillerinde.Hatırladığım diyologlar.
......................................................................................................
Annem:Niye oynamıyosun kuzeninle ya şurda bir ay memlekete geldik.
Ben:Anne kömürlükte prenscilik oynayalım diyo
Annem:Eeee
Ben:Anne saçma oraya kömür konuyo,hem ben prens değilim ki!
Annem:Biliyorum oğlum.Sen odunsun,otur tek başına burda
Ben:Üüüüüüüüüühühühüh
.........................................................................
Annem:Oturuyosun
Ben:Evet
Annem:İki saattir oturuyorsun
Ben:Heee,napıyım
Annem:Veli ağbinin yanına git
Ben:Niye ya otursam n'olur çizgifilm izliyorum.
Annem:Mustafa amcanın yanına git,o zaman.
Ben:Olmaz
Annem:Niye
Ben:Kızmıycan ama
Annem:Söle bakıyım kızmam
Ben:O adam aptal ya.
Annem:Gel lan buraya.
..................................................................................................
İlerleyen yıllarla birlikte ben annemin isteği bir insan olmaya çok yaklaştım.Durmadan konuşan,gülen,vıcık vıcık,üstüne vazife olmayan işlere karışan,her şeyi eleştiren,sıcakkanlı,şeytantüylü....,annemin bu kadarını istediğini sanmıyorum ama ses de çıkarmadı.Ben özümde odunluğumu saklıyordum ama ortaya çıkartma imkanım yoktu.Şimdi o fırsat elime geçti.Annem insan sevgisinin bedelini öderken ( bir musibet bin nasihattan iyidir diyerek üzülmüyorum).Ben de odun halime geri dönebilirim.Bu saatten sonra da şikayet ederse elimde kozum var artık.Oh be artık kimseyle tanışmak,kaynaşmak,ilgilenmediğim işlere umrumdaymış gibi yapmak zorunda değilim.Bu yazıyı yazma amacım sevincimi sizlerle paylaşmaktır.Bunun için mi okuduk onca yazıyı derseniz.Evet,sevinçler paylaşıldıkça çoğalır.Yoksa öyle değil mi?

20081011

MOLA

...............................................................................................................................................foto raul drechsel
KADINCA
kadının bacak arasında uyudu adam
kadın kadının içinde
kadın kadını düşünüp sevişirken
yuttuğu, adamın tomurcuğu
ağzında tuz tadı yıldızları çiğnedi yatağında

yatağı bacaklarının arasına aldı bir ileri bir geri
bir med bir cezir
bir kadın bir erkek
bir o bir ben

hayatını bir dikişte içince adam bitti

kadın kadının içinde
kadın kadının içi
kadın kadına iç

benim pipim yok.

..................................Bengü ÖZSOY

20081010

bi büskrem versem yen mi?

Evet sevgili okuyucu bu zavallı kulunuz kitlenmiş durumda tanıdığınız cinci hoca(ama gobeğeme yazı yazmayacak)iyi bir aktar(ama adı lokman hekim olmayacak)ya da herhangi bir teknik(ama uzak doğu felsefesi olmayacak)var ise çözüm önerilerinizi bekliyorum.Basiretim bağlandı,iradem meksikaya kaçtı ders çalışma falan hak getire.Ben tembeldim ama hayatımın hiç bir döneminde böyle zirve yapmamıştı.Yeniden ders çalışabilen ve neşeli bir mahlukat olabilmem için ne yapmam lazım diye düşünüp duruyorum.İçsesim rakı,rakı,rakı diye fısıldayıp kaçıyor.Sabah soğuk duş alıyım,kendime geliyim dedim.Soğuk suda nefesim kesilir benim unutmuşum az kalsın boğuluyordum.Yürüyüş yapıyım dedim.Karşıma çıkan üç kişi de "kriz de çıktı daha iş falan bulamazsın,hahaha istihdamsız herif.Git mevsimlik işçi ol ama mevsimi geçti hahahaa" dedi.Geri dönerken ayağımı burktum,belediyeye teşekkür ediyorum.Sonra üçkulfübielham okudum,yine geçmedi.Sıkı bir dayak yemem lazım.Sağlam dayak attığınıza inanıyorsanız meylim yanda duruyor,başvurularınızı bekliyorum.

Söyleyemem Derdimi


Elentririkler kesilip bilgisayarımın ayvayı yediği esnada ben senin fotonu koymaya çalışıyordum.Bakalım bu sefer pcnin kalbi dayanıcak mı?Seni listeye eklemeyi unuttuğum için afet.

20081009

cin nerdesin?


resmin üstüne tıklarsanız büyükçe görürsünüz pek ahım şahım bir şey değil ama ben hep böyle bir temam olsun isterdim ama mahlesef olmadı.ekrandaki sorunlarla birlikte blogumdan bile iyice soğudum,sızlanıcağına tamir ettir diyorsanız.Sızlanmak daha az yorucu:)

20081008

Bay Stand

*Microcleaner bezi buldum,arabanın bagajında.Babacığım bunun yaşı küçük fazla ceza almaz diye suçu benim üstüme yıkmış.Onun için üzülüyorum.
*Kpss çalışmalarımda ikinci aşamaya geçebilirim artık.İkinci aşama ne çok çalışmak.Birinci aşama neydi?Az da olsa çalışmak.
*Okuduğum yaklaşık 20 adet blog var.Disiplinle yazan blog sayısı ise sanırım 5.Tamam mazeretini kabul ettiğim insanlar var ama,gençleri anlamak zor.Kitap yazmıyorsun ki arkadaşım sonuçta,ne anlatmak istiyorsan anlat.Benim anlattığım ve aklınızda kalan bişey var mı?Yok.Hepsi sabun köpüğü sonuçta.Küçükken o kadar çok cesur ve güzel/yalan rüzgarı izledim ki üstüne bir de scrubs hayranı olunca kafamdan dakikada 50 tane şey geçiyor.Yazıp kurtuluyorum.
*Anket ise çok çekişmeli geçiyor.Bu arada söylemeyi unuttum.Gold kart üyelerimizin(nuhnebiden beri beni okuyanlar)oyları 1 oydan fazla ağırlığa sahiptir.O yüzden herkes neye oy verdiğini beyan etsin.
*Bilgisayar tekrar toparlandı ama bir soğudum ki sormayın.Isıtılmış yemek hissiyatı uyandırıyor bende.Meğseneme avatar olarak kullanacağım resim bile seçmedim.Salak palmiyelere sahibim.Toparlandı derken halen problemler sürmekte özellikle ekranımda o yüzden yazdığım yazıların uzun mu kısa mı olduğuna karar veremiyorum.Bana eskisinden uzun geliyor ama yorumlar biraz daha yazsaydın oluyor şimdi cidden cevap verin uzun mu yazıyorum?
*Kolaya tekrar başladım lanet olsun.Günde 2,5 litre az geliyor.Uyuşturucuyu bırakanlara gıpta etmemek mümkün değil.12 yıl oldu ben halen kolayı bırakamadım.
EKLER
*Ne anlatmışım gören de pederi kılıbık zanneder.
*Kpssden nefret ediyorum.
*Ben de az yazmaya uğraşıcam,becerebilirsem.
*Gold kart sahipleri:Muasır medeniyetler bölümünde yazıyor.
*Salak, bir monitörü düzeltememiş demeyin,sorun ciddi.
*Kolayı ve sigarayı asla bırakamayacağım.

Tanrım ne kadar bedbahtım

Bunu kendime yazıyorum okumazsanız hiçbir şey kaybetmezsiniz hatta okumayın.Okumayın denilen bir yazıyı okumak da ne keyifli olur derseniz ilerleyen satırlarda pişman olursunuz.Hala mı okuyorsunuz peki,ama aramızda kalsın.Bloga hep şebekçe şeyler yazıyorum.Önceleri rahat yazardım çünkü kimse okumuyordu.Şimdi okuyan var,o yüzden hep şebekçe şeyler yazıyorum.Eskiden günlük tutardım.Hiç de okumazdım.Yıllar sonra bir gün baktım ki hep aynı şeyi yazmışım.Hepsini attım.Sonra odamda bir duvar vardı benim gidip konuştuğum(hehe) orası da eşyalardan iptal oldu.Tanrı dersen ben tanrıdan bahsetmekten hoşlanmam.Tanrı benim için hep bir ergenlik mevzusu olmuştur.15 yaşında ya seversin ya sevmezsin.Tanrının da benimle ilgili olduğunu düşünmedim bugüne kadar.Yani 6 milyar insandan biriyim beni niye sevsin ya da niye nefret etsin diye düşünmüşümdür.Arkadaşlarımın hepsi ya okumaya ya çalışmaya gittiklerinden o kısım da eksik.Yani benim içimi dökmem lazım,dökecek de burdan başka yer yok sizde okuyacaksınız sanırım.He he öyle deyip geçin.Fazla ciddiye almayın bu tür yazıları.İnsan böylesine tecrit olunca çok fazla kendine dönüyor.Hani rönesans döneminde adamın birine bir şapelin içini süsleme işini vermişler adam 1 seneden fazla şapelden hiç çıkmadan çalışmış.Sonra bir bakmışlar ki resimler berbat.Adam resimlerden başka bir şeyle ilgilenmeyince perspektifi falan yitirmiş,orantısını kaybetmiş.Ben de kendimle ilgili aynı korkuyu taşıyorum.Nasıl yırtacağımı da bilmiyorum açıkçası.İşin tuhaf yanı ne istediğimi de bilmiyorum.Yani 25 yaşına gelmişsin.Daha kpss'ye giricen 90 alıcan sonra kurum sınavına giricen 80 alıcan mülakata giricen torpil bulucan işe giricen,bir sene kadroya geçmek için uğraşıcan sonra askere gitcen sonra da ölürüm zaten.Ölme eşşeğim ölme.Ben öyle hırslı bir adam olamadım ki hiçbir zaman,çok da istemiştim olmayı ama malzeme bu.Yani 30 yaşında amerikan kültürde ingilizce öğrenicek bir adam değilim ben.Geleceğimi görmek zor değil, ama o gelecek benim 15 yaşında cehennem diye tarif ettiğim şey ama yapacak bir şey de yok.Argoda bunun tabiri çok güzel de yazmayayım şimdi.Hayattaki herşeyi bir tek şarta bağlamak sonra da haliyle gerçekleşmeyince öyle salak gibi kalmak çok kötü.Daha da kötüsü bunlar dert falan değil ki.Bu ülkede açlıktan kırılan insanlar var,zorla evlendirilen,işsiz güçsüz dolaşan...Lan benimkisi dert falan değil.Zaten benim canımı sıkan da bu kadar kırılgan olmam.Hani böyle şurdan kalk şuraya otur desen "gayri dayanamam ben bu hasrete diye" ağlamaya başlayan 14lük kızlar olur ya,tek fark bende ağlama yeteneği yok.Kendimden çok sıkıldım ben ya(biz de sıkıldık demeye kalkmayın okumayın diye uyardım)ama ne olmak istediğim konusunda nasıl bişey olmak istediğim konusunda ve cidden değişmek istemem konusunda tereddütlerim var.Lanet olsun ben hala aşığım ya,hala o yok diye hayatın bir anlamı olmadığını düşünüyorum.Hala kendimi sırf onu kaybettiğim için cezalandırmaya çalışıyorum.Hala kendimi iyi olan hiçbir şeye layık görmüyorum.Unutamamak dediğiniz şey acizliğin başka bir tabiridir ve ben nerdeyse bu acizlikle gurur duyacak kadar salağım.Bu durum için yapabilecek hiçbir şey yok.(Hasta tedaviyi kabul etmiyor/peki hastayı ikna etsek/aa söylemeyi unuttum hastalığın tedavisi yok)Mızmız çocuk çilekli dondurma alınmadığı için ağlıyor,en sevmediğim yazı türünü yazmış oldum.Buraya kadar okuduysanız,üstünde durmayın derim.Yazdım bitti işte.

Tuna Nehri Akmam Diyor



Ahanda ciddi bir konu yazıyorum.Ben hayatımın bir döneminde kişisel gelişim kitaplarını hatim ettim.Bir dönem psikologların kızlarıyla çıkıp onları kullanarak annelerine tedavi oldum.Bu işin içinden çıkamadım.Evvela en sinir olduğum şey örneklerdir.O kadar fakirdiler ki kardeşlerini pişirip yemek zorunda kaldı.Bu fasfakir çocuk sonra abd başkanı oldu.Ulan dünya 6 milyar fasfakir olup abd başkanı olamayan bissürü insan var.Ayrıca daha beter örnekler veriyorlar sonra bu bende motivasyon olmuyor ki.Lan bu uyuz bile yapmış ben beceremiyorum diyerek daha çok üzülüyorum.Şimdi bunlara ne demeli.
Carla bruni de first lady oldu.Bu da mı yetenek,azim,kabiliyet,çalışkanlık gerektiriyor.Allah kadını daş etmiş.Daş gibi hatun olmanın meyvağlarını yiyor.Bir de engellere takılıp kalmamasınız mevzusu var tabi.Şimdi çocukken yaptıklarınızı düşünün.Bir sinek alın kanadını koparın,üstüne bir bardak kapatın.Hadi bu sinek engellere takılıp kalmasın bakalım.Mecazi anlatım yapıyorum tabi. O sinek benim.İnsanın düşünce şekli ya da savaşçı olması tamam önemli ama bir de kişisel deneyim mevzusu var.12 milyonda bir ihtimal nasıl olsa gerçekleşmez diyen ama maalesef gerçekleştiğini gören bir insanım ben.Şimdi ben nasıl pozitif düşüneyim?
Benim böyle bir motivasyona girebilmem için önce bu ikame mantığını kabul etmem gerekiyor.Ne derler kişisel gelişim kitaplarında.Hayattan bir şato isteyin nah alırsınız ama belki dubleks eviniz olur.Psikologlar için hayat şu fizik dersinde gördüğümüz aynalar gibi.İstediklerin olmadı başarısız oldun o zaman isteklerini değiştir,onlara ulaşınca mutlu olursun.Ben onlarla mutlu olacak olsam en başta onları isterdim zaten.Kim ne derse desin şans mevzusu çok önemli.Tabii ki şimdi dünyaca ünlü bir şirketin ceo'su oraya şansla gelmemiştir ama şanssız olmak da yaşanabilecek en büyük felaket bence.Mesela ben bu sene kpss'yi kazanınca bu sefer kurum sınavlarına gireceğim.Bazı bakanlıklar da sadece 10 eleman alıyorlar.Hiç bir güç beni öyle sınavlara sokamaz.Antony Robbins gelsin isterse.Ben hayatımı biliyorum ya.Ben başına iyi bişey geldiğinde korkan bir adamım lan kesin çok kötü bişey olacak diye.Ben bu düşünceye kırlarda koşarken sahip olmadım ki,başıma kaç defa geldi oradan biliyorum.Ben engellere takılıyorum arkadaş,takıldıktan sonra epey bir sövüyorum.Ben başarısız bir insanım.Anksiyete bozukluğu olan bir insan hangi mülakatta başarılı olabilir ki?Zaten o iş de sonuçta benim sırf yapmak zorunda olduğum için uğraştığım bir iş olcak.Ben 13 yaşında diplomat olmak istiyordum mesela.Benim çevremde liseyi bitirmiş insan bile yoktu ki.150 yalan söyleyerek dışişleri bakanlığına girebildim.Orada sordum elemana nasıl büyükelçi olunur diye.Adam deden ne iş yapıyor dedi.Köylü dedim.Boşver o zaman dedi,bana anlatmadı bile.Şu an oha dediğinizin farkındayım.Tamam kimse sevdiğini alamaz,istediği işi yapamaz biliyorum.Ama hayatta hem istediğin şeyden vazgeçip hem de zoraki yaptığın şeyi böyle heyoo heyoo diyerek yapmak işte ben bunu anlamıyorum ya.Beri gelin anlatın.

20081007

Pir duple fiski bir kutu prozac lütfen

Cesetizleri hanımdan bir istek geldi.Mim değil de mim gibi bişey diyelim.Yurt/ev akradaşlığıyla alakalı.Henüz yeni bir blog sahibi olarak bu tür şeyler yazmaktan imtina etmiyorum.İlerleyen zamanda belki mimsiz kemal öke olma isteği doğabilir.
İlk yurt deneyimim bir hafta sürdü(dayanıklı bir insan olduğum için).Yurtta cep telefonu çekmiyordu şahsi düşüncem yurtta uçuşan sinekler frekans karıştırarak jemmer görevi görüp telefonların sinyal göndermesini engelliyordu.Önce tuvaletteki kurbağa dikkatimi çekti,
sonra vergisini veren bir amerikan vatandaşı edasıyla suların niye kesik olduğunu sordum.
Hademe Bey"alışş ortağaam gışın bu borular buz tutar,suyun adını bile unutusun"dedi.Bir de dolap faktörü var tabi.Dolaba elbiseyi koydunuz mesela hani yapamazsınız da yaptınız diyelim.
David Copperfield gelsin de sıkıysa o elbiseyi çıkarsın.Ecza dolabı büyüklüğünde dolapları vardı,her yer morg gibi kokardı alışamadım.
Biz çok fakir olmadıkki.Paşa dedesinin konağında gül reçeliyle büyümüş,lala'ların yetiştirdiği bir insan nasıl dayansın buna.Arkadaş edinemeden eve çıktım.Üstelik bende toplumsal yaşama güdüsü yok.Ev hayatına en ters adam benim.Aptallıktan nefret ederim.Cevabı belli sorulardan nefret ederim(nereye gidiyorsun/fotokopiciye/aşağıdaki fotokopiciye mi?/10 kilometre karelik alanda başka fotokopici olmadığına evet aşağıdakine).Gürültüden haz etmem,grup çalışmasından hazetmem,insanları idare etme yeteneğim yoktur.Ev benim neyime,bir de öyle adamlar buldum ki!Bir dene yakışıklı puşt var.Adamla markete gitmek bile ölüm.3 yıldır aynı mahallede oturan kız adres sormaya gelir,kasiyer yavşar,müşteriler yavşar,elektrik direğindeki dişi güvercin yavşar.Ne lan bu.Ayrıca bali çekerdi kendisi.O zıkkımı çekince de hayal görülüyormuş sanırım.Gece evin içinde koştururdu.Fil beni s.... diye.Nasıl hayalleri varsa artık.
Bir diğeri gay olduğundan habersiz bir tarikatçıydı.Yani bence gaydi.Bir arkadaşı vardı bunun,oğlan bi kızla birlikte olmaya başlasa,depresyona girerdi bizimki.Aralarını bozmak için herşeyi yapardı.Oğlana hediyeler falan alırdı.Tıpta okuyordu,bitirebilirse bevliyeci olacağına eminim.
Sonra Erdinç vardı.Adam manyak yani hakaret değil ki bu takdiri ilahi.Oğlanı eşek sudan geçinceye kadar dövsen "abi iyi ter attık ya" diyecek türde bir çocuktu.
Bir de Sülün Osman vardı.Adamda IQ 1500,seninle 5 dakika otursun,seni senden iyi tanır.Gerçekten psikolog olması gereken bir insandı ama o da her Türk genci gibi yanlış bölümde okuyordu.Epey ev arkadaşım oldu.
Her erkek öğrenci evi gibi 20 günde bir makarnanın yapıldığı,okumaktan ziyade kız tavlama amacı güdüldüğü,ders yerine iddia'ya çalışılan,bilgisayar ekranına sıkışmış hayatlar işte.Bazen koordineli konuşularak kararlar alınırdı.Mesela eve deterjan almalıyız gibi aradan 150 gün geçtikten sonra o karar tekrarlanırdı.Eve deterjan almalıyız.Ama alınmazdı tabi.Ev sahibinden kaç,apartman yöneticisinden kaç,emlakçıdan kaç.Bendeki anksiyete bozukluğunun sebeblerinden biridir mesela o yıllar.Bir de dedikodu mevzusu var.Ben ki 23 kızla,haftada 35 saat,8 ay zaman geçirmiş bir insanım.(hayır geçirdin de noldu)Böyle dedikodulu bir ortam görmedim.Erkeğin kokmuşu kadar iğrenç bir mahlukat yoktur.Nefret ettim o ortamdan özel yurda çıktım, sonra yeniden eve çıktım.Yurt da sonraki evim de çok rahattı.2 kişi,tv,internet,bağyan komşular, ucuz cafe,cafenin karşısında kız yurdu.Tabi büyük tecrübe kazanıyorsun dışarda okurken de o tecrübe sonraki hayatında bir işe yaramıyor ki.Bir daha mı üniversite okuyacaksın sanki.Ha aramızda genç arkadaşlar varsa kıssadan hisse:Eşşekliğin alemi yok,oturun çalışın ailenizin olduğu yerde okuyun.Tamam atraksiyon olasılığı aileden uzakken daha fazla ama çektiğiniz çile bunlara değmez.Valla.Bu bir mim olmadığından herkese paslıyorum,yazmak isteyen varsa tecrübelerini yazsın,okuyalım.

Ağıt


Varsın uçsun söz,iki çift laf edebilseydim de uçsaydı keşke.Oysa sadece iki satır yazı kalıcak burda.Açıp bakmaya hiçbir zaman niyetli olmadığın yüreğimde kalanlar gibi.Aralıkta ölsem de ekim yazsınlar mezar taşıma.İğdeler yapraklarını döktü nasıl olsa.Hani birinin dediği gibi papatyalar gelincik oldu,yüreğim ateşten kafeste...Boşver

20081006

Godsyndrome Palasta Kayıp


Sevgulü Gunlük;

Bir gün de satırlarıma bugün yine dünyayı bir felaketten kurtardım diyerek başlamak istiyorum ama haklısın evvela kendimi kurtarmam lazım.Muhsin Bey gibi kurtardın mı bari deme.Bizimkiler geldi nihayet.Edirne'den kız sipariş etmiştim(kumral-ela gözlü-180 cm boy/95-59-95 ölçü/ sabırlı-az konuşan-bana karşı işveli,millete karşı soğuknevale-görgülü-kültürlü-bir evin bir kızı-babası zengin-çocukları seven-ev işlerinde yetenekli-iyi yemek yapan...)ama Edirnede güzel kız yok diyerek kesip attılar işi,bende inandım onlara,sustum.Ben Selimiye Camiyi sordum hani şu şahaser olanı emlakçıda 160 metrekare ev bulduğunda ne kadar heyacanlanırsan anca o kadar heyecanlanmış bizimkiler.Zaten bu yüzden onlarla bir yere gitmiyorum. bu arada bir sorunumuz var günlük.Şu an annem köpürmüş durumda.Önce geçmişe dönelim.Bir sabah evin zili çaldı.
Nurhayat Teyze:Gızz bu ne biliyon mu?
Annem:Bez olabilir mi acaba?
Nurhayat:Mucize,mucize.bunu ıslatıyon bi siliyon,bitti gitti tamaaam .Her yer pırıl pırıl.Biraz tuzlu amma vallaha da değiyo al gı al valla al.Hadi,hadi,hadi
Microcleaner temizleme bezi o gün hayatımıza girdi.Annem ortalığı temizledikten sonra bir mutlu oldu ki,yalı alsam bu kadar sevinmezdi.Sanki sen hiçbir şey yapmıyorsun beze söylüyosun tamam abla diyip kendi siliyor ortalığı.Ne lan bu demiştim.
Ama şimdi bez yok ortada.Bu gibi durumlarda annem delillerden şüpheliyi bulmaz direk serhatı bulur.Gelmiş bir de söyle bak,kızmayacam diyor.Ben de yedim.Sonra babama ve kardeşime sordu.O hainlerde Serhattır,serhat demişler.Evde ne zaman faili meçhul bir olay olsa direk suçlu benim. Sebebi de 1991'de bozuk olan bir radyoyu tamir edip düzeltmem(evdekiler tam tersini anlatırlar,inanmayın).Biraz önce ailecek oturuyorduk.Katil kim oynuyoruz sanki herkes birbirine bir garip bakıyor.Şimdi bezi bulmam lazım.Annemin gazabıyla yanmak istemiyorum.Beni sabote etmek için tüm kanal d dizilerinde tv'nin sesi yükseltilecek,sevmediğim yemekler yapılacak, en son benim elbiselerim ütülenecek.Lanet olsun.Hayat böyle işte günlük,sabah kız beklerken akşam kendini bez ararken buluyorsun.

Erkeklere öğütler/Odunun kaderi yanmaktır.

Yorum bölümü yetmediği için Zeugmaya aşk konusundaki
düşüncelerimi anlatamadım burdan izah edeyim.Aşkla Dr.frankenstein hikayesini (kendi adıma) benzetme sebebim.
İkisinde de zeki bir adam var:),ikisinde de çok iyi bir amaçla yola çıkılıyor,çok uğraş veriliyor ve ikisinin sonunda da ortaya bir ucube çıkıyor.Bu açıdan o örneği verdim.Ama ben genel olarak
Bağyan erkek ilişkisindeki süreci anlatmak istiyorum..

Yaz kızım:Efendice söylersin,hayır dediyse nağsip der gidersin bu sefer benim için hiç mücadele etmedin,beni ne kadar istediğini bana göstermeliydin der.Hayır cevabını alınca ısrar etsen "öf sakız gibi yapıştın,bas git der" Şimdi hangisi?

Karakterimi kaybettim,hükümsüzdür:Erkeğin bileceği ilk şey sen artık bu dünyada değil Warner&Bros stüdyosunda yaşayan bir mahluksun.Her an duruma göre rolünü takınmalısın.Kıza güveneceksin ama kıskanıcaksın da.Kıskanıcaksın ama sıkboğaz etmeyeceksin.Ciddi olucaksın ama sıkıcı olmayacaksın.Kızı güldürüceksin ama hayatın dalga olmayacak.Kızın sorduğu sorularda hep doğruyu söyleyeceksin ama o doğru cevap aynı zamanda kızın en çok hoşuna giden cevap olacak.Nasıl olacak dersen,o senin sorunun.Sürpriz yapacaksın ama kendi başına iş yapmayacaksın.İkisinin bir arada nasıl olacağı hakkında hiç bir fikrim yok ama istenen bu.Bu dedim bu kadar değil elbette.
Alışverişe mi gittiniz sen artık limitsiz bir american express kartsın,insan içine mi çıktın james bond olmanın vaktidir,eğlenceye mi gittin Cortez kadar iyi dans edebilmelisin,akşam yemeğine mi çıktınız Nazım Hikmetsin artık,ikinci sevişmeniz olsa bile sıkılmış olduğunu
belli edemezsin don juan kadar ateşli olacaksın.Duruma göre ipsiz,sapsız,yağlı saçlı bir rockçı kadar serseri olman ya da asmalı özcan modunda maço/kro karışımı hallere bürünmen de gerekecektir.Hazırlıklı ol.Bütün bunları yapıcak kadar aşık ya da mazoşist ya da salak olursan ve tabi kız bir şekilde başka bir adam bulamamış olursa evlenirsin.

Nikahına Beni Çağır Sevgilim:Evet bu şart, evlenmek için düğün merasimine katılman gerekiyor.Ben sordum,gıyabında nikah kıyılmıyormuş.Boğazını sıkan bir kravatla en az 5 saat, 300 derece sıcakta bekleyeceksin.1000 çift göz üzerinde olacak,herkes o gece sevişiceğinizi bilecek hatta bu yüzden size altın takacaklar,patrondan izin bile kopartacaksın.Bir de oynamanı isteyecekler, ertesi gün bunları hatırlamamak için alkolün dibine vurman gerekecek.Niye huzur evlerindeki düğünler çok sade ve güzel çünkü ordaki insanlar bu gibi konularda saçmalamayacak kadar olgun.Bir de balayı var tabi.Düşünse aloğ,baba biz sağ salim vardık.şimdi de sevişcez işte/iyi oğlum iyi,devam et.Rezalete bak.
Bütün bu engelleri aşınca bitti sanma daha monotonlaşma problemi var onu da başka zaman yazarız.
Sonradan eklenen not(bunu mutlaka yazmalıyım):Evlilik iki düşmanın aynı yatakta yattığı tek savaş biçimidir.

Tekrar başa dönersek Zeugma;Benim aşk anlayışımı sormuştun.Bir şarkı sözüyle cevap vereyim.Aşk yalan inan buna perişan hep gönüller...

20081005

Aşkım bu ilişkiye bi ad koysak/Adı Ali olsun

Efendim godsyndrome entertainment olarak global krizden ötürü 2 etiketin işine son vermiştik şimdi ma'ğ'liyeti daha düşük bir etiketle yolumuza devam ediceğiz.Tamamen hayali diyaloglardan oluşacak aslında monolog demek daha doğru (çünkü 2 monolog 1 diyolog etmez) Her bölümde olacak karakterimiz "Sıtkı" dışında bütün roller geçici olacak.Fazla anlatmak istemiyorum çünkü ben de tam bilmiyorum.Ama etiketin adı konusunda kararsız kaldım size danışmaya karar verdim.Anketimiz sağda.Unutmayın oy vermek bir blogdaşlık görevidir.Bu arada anket sonuçları sadece bana fikir vermiş olacak zira ben demokrat bir insan değilim:)

20081003

Şimdi de en şanssız salak rolünde harikalar yaratan godsyndrome'un oscar konuşması...

İnternetin başındayken elektrikler kesildi,sonra baktım pc'i açılmıyor.Sistem dosyaları zarar görmüş.Maalesef o gün halledilemediği için tv'de Gülaylar Altının sponsor olduğu tüm dizileri izlemek zorunda kaldım,gülaylar altını sevdiğimden değil,öyle denk geldi.Ertesi gün format atılırken elektrikler yine kesildi.Bırakın tedaş'ın elemanlarını,tedaşın önünden geçen insanların bile kulağını yeterince çınlattığım için onlar hakkında bir şey söylemeyeceğim.Tüm fotoğraflarım gitti,evet keşke yedekleseydim ama yapmadım.182 parça çift kişilik marilyn monroe takımım sizlere ömür.Aslında bu dünyada neyim varsa gitti demek daha doğru olur.Ayrıca formatı atan arkadaştan grip bulaştı.Şu an migrenim de tuttuğu için daha fazla yazamayacağım.Başıma gelen tüm olaylarda sponsor olan Tanrıya huzurlarınızda bir kere daha teşekkür ediyorum.Sağlıcakla...

20081001

Kahpe felek sana nettim,neyledim...

İroniyi sevdiğimden hazır ev ıpıssıziken sizlere misafir gruplarımızı tanıtmak istiyorum.Babam yılanla bile geçinebilecek bir adam olduğu için (bu yeteneği de benim gibi bir çocuğa 25 yıl katlanarak(çocuk mu) kazandı sanırım),misafirlerimiz fazladır.Komşular,memleketten gelenler feğlan derken gelen giden eksik olmaz.Yazacağım gruplardan olan ama normal olan insanları yine yazmıyorum.Allamın normalinin nesini yazayım.
Bacılar:Genelde yalnız veya çocuklu gelen bayanlardır.Ben hoş geldiniz demek için elimi uzattığımda elini uzatmadan hoş bulduk derler ya da yine aynı sebeple salona girince başım açık diyerek diğer odaya kaçarlar.Ben de zaten seni görünce karı-karı-karıııığğğ diyerek bi tahrik oluyorum ki hele saçlarını da gördüm ya düz duvara tırmanırım artık.Keçiörende yaşamanın faydaları işte.
Apartman Sakinleri:Bu grupta favorim Mehmet amca(zavallı adam) karısı Nurhayat teyze o kadar konuşuyor ki.Adamcağız biraz da başkalarıyla konuşsun diyerek her gece misafirlikte.Her ayın ikinci haftası da bizdeler.Bir de beni deli eden eşref amca var. Her gelişinde benim ne olucağımı sorar.Ebe olucam,ebegümeci olucam sanane be adam.Daha da olmadı molfiks ultra takıp,çocuk esirgemenin önüne yatarım(aman ne komik)Bunu da yüzüne söylüyorum zaten.Yağw ne esprili çocuksun diyor.(Kimse beni ciddiye almıyor)
Yazlıkçılar:Türkiyede yaşayan herkesin Ankaraya tatil yapmaya gelinmeyeceğini bilmesi lazım.Sen daha bunu bilmiyorsan yeni yerler görüp napıcaksın.Ben bu adamı şimdi Anadolu medeniyetleri müzesine mi götüreyim?(Urartular fildişi işçiliğinde çok yeteneklilermiş-Nasıl?O zaman Ankarada fil mi varmış)Klasik Anıtkabir gezisi düzenlerim.Yorum hep aynı “adam yaşamış bea” Ulan gördüğün 2 çift elbise,kitap,sigara tabakası bu mu battı sana? Bir de bilmiş oluyolar ki?Şuraya bi piknik yeri şart,valla olmaz böyle yaw! Melih Gökçekle geziyor sanki.
Toprağam:Memleketimden gelenler en sevdiğim gruptur.Çünkü ihale hep bana kalır.Üstelik bizim eve yatıya gelmeleri için babamın adını ve köyümüzün adını bilmeleri yeterlidir.Hepsi de çok havalıdır.Sanki o Bruce Wayne bende uşağı alfred anasını satıyım.
*
Misafir:Ben aştideyim gelip beni alın.(yola çıkmadan telefon açma zaten)
*
Değermenci üssük:Hastane nağader sürer yeğen?
Serhat:40-45 dakika
D.Ü:Anam çok uzak ellağam.Bişey yapamak mı?
Serhat:(pelerinime sıkı tutun,Süpermen olduğumu da kimseye söyleme iki dakikada ordayız.Lan ben napıyım)Maalesef amca sabret birazcık.
*
Çörtüğün oğlu Bekir:La seyrat bu havadakilerin adı neydi?
Serhat:Höö
Ç.o.B:Şu giden gulübeleri diyom
Serhat:Teleferik
Ç.o.B:Ha işte bunlar düşer.
S:Sebep?
Ç.o.B:Gör bak düşer işte.Nasıl biniyosalar bi dene tel dutuyya la?
S:Yüksekten mi korkuyosun sen yoksa?
Ç.o.B:Sen de güya okudun he mi?Benim ev kaç gatlu?
S:İki
Ç.o.B:Yüksekten korksam iki gatlu evde nasıl oturuyum,çatıyı bile ben tamir ettim geçen yaz.
(Sanki Manhattan’da yaşıyon iki bile değil 1.5 katlı işte alla alla)
*
Salağana:(ben değil köydekilerin taktığı lakap) Kerem evlendi seyirat(Serhat-seyrat-seyirat-seyiren at olucak en sonunda adım)
Serhat:Allah mesut etsin.
Salağana:Senden küçük biliyon de mi?
S:Biliyorum salağana teyze.
Salağana:Ben sağa Mintaksı alacağıdım onu da everdiler.(not:Mintaks:Çabuk bulaşık yıkaması sebebiyle adı değiştirilen kız)
Serhat:Onu da Allah mesut etsin,salağana teyze
Salağana:O değilde…Daha gelmedük mü bi saattir çene çalıyoz.Bu angarada yaşanmaz bea.Sen yolu uzatmıyon de mi?(ben taksiciyim zaten,dolandırıyom seni.töbe töbe)
*
Bir sonraki bölümde neyi sınıflandırıcağım hakkında hiç bi fikrim yok.Selametle

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP