20081017

EN GÜZEL HİKAYEM

Yıllar evvel sokakta rastlamıştım.Çocuğun biri;iki eli öne uzanmış direksiyon tutar gibi bir haldeyken arkadaşına sordu."Benim arabam ferrari senin arabanın markası ne?"diğeri muzır bir gülüş attı."Benimki akülü araba kıh kıh" İnsanları ikiye ayırma hastalığına sahip olsam bu şekilde ayırırdım.Ferrarinin derdinde olanlar ve akülü arabadan ötesini düşünemeyip bir de kıkırdayanlar. Hala düşünüyorum bazen o çocuğa "dikkat et bir gün akü bitecek ve sen öylece kalakalıcaksın.Bırak arabaları yayalar bile seni geçicek çünkü sen ne arabayı tamir edicek ne de onu bırakıp gidebileceksin" desemiydim diye.Evet bu çok zalimce olurdu.Kendimi bu sınıflandırmada nereye koyacağımı bilemiyorum.Ferrarisini çaldırıp "abi taksitlerini bile ödemedim daha satıp bilge olacaktım" diyen adam da çıkar bu bünyeden."Gitti güzelim cadillac" diyen adam da sanırım tek olamayacağım "ferrarisiyle mutlu ibne" karakteri.Gidecek yerin yoksa ne işe yarar ki?Kusura bakmayın yeni yerler keşfetmeye hiç halim,hiç umudum,hiç isteğim yok.Artık gidecek yerlerle bile ilgilenmiyorum.Bazılarımız hüzne daha yatkın oluyor.İşin hüzün tarafı da ilginç zaten. Daha mutlu olamayacağınız bir an vardır ama daha mutsuz olamam diyeceğiniz bir an yoktur.Hep daha beteri vardır çünkü.Bu biraz da bakan gözle ilgili.Bardağın hangi tarafını gördüğünüzle alakalı ama ben orda da herhangi bir tarafta yer alamıyorum.Ben dolu-boş diye ayırmadan niye su içmek zorundayız ya diye mızıldayan tiplerdenim.13'ünde ben gamlı hazan şarkısını söyleyen,dünyanın ucundaki fenerde bekçilik yapma hayali kuran çocuktan kime ne hayır gelir ki! 25 yaş çok bişey değil.Tamam ama o yirmibeş yılda dönüp tekrardan yaşamak istediğim tek bir gün yok.Bakıyorum kimseyi mutlu edememişim. Kimsenin hayatında da iyi ki olan biri sıfatıyla yer aldığımı düşünmüyorum.Öyle diyen varsa birgün onu da pişman edeceğime eminim.Birşeyler yanlış çünkü ve ben düzeltemiyorum.Buraya böyle "çok yalnızım atam" modunda yazınca sanıyorlar ki teselliye ihtiyacım var ondan yazıyorum.Hayır sadece yazmak istiyorum.Bloglara bakınca gördüğüm kendisiyle ilgili düşüncelerini en açık yazan benim ama bu beklentiyle yapılan birşey değil.10 yıldır tanıdığım adama kendimi anlatamamışım ki.6 aydır yazdığımı okuyan birisi anlasın!Nasıl bir manyak lan bu deyip,geçin işte.Ben sadece yazmak istiyorum.Yazarsam belki kurtulurum diyorum.Ama bu da pek işe yaramıyor.İşte bu yüzden hayatım dalga,bu yüzden gördüğüm herşeyi espri olarak görüyorum.Bu yüzden hep dalga yakalamaya çalışıyorum hayattan.Hep matrak şeylerin derdindeyim.Çünkü ciddi olursam,elinde sapanla koşturan 12 yaşındaki bir çocuk gibi değil de 25 yaşında işsiz güçsüz bir adam olarak bakınca hayata:İyiniyet verip ihanet satın alan aptal bir bezirgan görüyorum,ağzımdan saygı olarak çıkan kelimenin başka kulakta aşk bir başkasında nefret diğerinde kibir olarak işitilmesine ama nedense bir türlü ağzımdan çıktığı gibi duyulmamasına anlam veremiyorum.15 yılı üstüste koyunca gerçeği taşıyamıyorum çünkü.Bu yüzden lafebeliğinden gırgırdan başka bir şey yok bu blogda.Bu gidişle olması da mümkün değil.

1 kişi karşıladı;:

Burak 19 Ekim, 2008 07:40  

12 yaşında bir çocuk gibi olsan da 25 yaşında işsiz güçsüz bir adam olsan da ne farkeder abi. Çok kafaya takıyorsun , çok . Lüzumsuz adamın bir lafı vardı. İlla ramazanda eve pide götüren, taksitle beyaz eşya alan insanlardan olman gerekmiyor. Ben öyle değilim, o öyle değil ,sen öyle değilsin... Takma kafana rahatla, dinlenmek istiyorsan çekil köşene dinlen . Bizi yazılarından mahrum bırakma. Disconnectus erectus gillerdensin işte (: Boşver gitsin.Sıkıldıkça oku , yaz ,izle rahatla ben öyle yapıyorum şahsen.

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP