melemen
İyi de ben
Melemen yapmayı öğrenmiştim Kemalettin,
-ki
kendi karnımı doyurmak için
melemen yapmayı öğrenecek kadar yavşak biri değilim.
Pazar günleri Trt 1 ekranında western kuşağını da izlerdik belki.
kızılderilileri tutardık inadına,
çocuğumuza tarih anlatırken,
iyi ki Almanyayla girmişiz savaşa, ne güzel yenilmişiz derdik.
Hep de kazanmak için oynanmaz ki kemalettin.
Nolucak yani biz de yenilirdik.
Ağzımıza sıçardı hayat
-olsun
ne güzel yenilirdik.
Zaten hep kaybetmiyor muyuz Kemalettin,
benim mesela bi hayatım var
ama
ulan neresi benim?
kendi hayatımın hiçbiyerindeyim.
içim acıyor kemalettin benim,
dilim doğranmış da sanki
ağzımda tutmak zorundaymış gibiyim.
benden sana dost tavsiyesi kemalettinim.
boğazına geçirdinse ilmeği
as kendini
-ki
asmadığında o boğazındaki şey
tasma olarak kalmasın.
babamı aradım geçenlerde,
sen fatoşu unuttun mu dedim.
seni unutanı sen de unatacaksın dedi,
biraz da nasihat verir gibi.
sen kaç kişiyi unuttun kemalettin,
seni unutanı unutacaksın diye diye,
her sabah kendi kendine...
herşey de unutulmuyor ki kemalettin,
sıkıyosa unut şimdi melemen yapmayı.
bi de biz şimdi yenilmemiş mi olduk kemalettin,
hükmen mi malubuz,
yoksa
eş durumundan mı mahsunluğumuz?
sonra...
fırtınalı sonralar yakındır kemalettin.

