Yine yürüyordum ve yürürken kendi kendime konuşma huyumu çok seviyordum.Ama yürümeyi sevmiyordum herşey üstüme yürüse daha mı iyi olurdu acaba?Soru sorarak kendimle hesaplaşıyordum atarlı kentin giderli delikanlısıydım.Bankaya gidiyordum yine para çekecektim, yine önümüzdeki ayın maaşından yiyecektim yine allah beni kahretsindi.Ne kadar çekeceğimi düşünüyordum ayrıca atmde sırada bekleyen herkese allah çektirmesin diye espri yapma isteğim yine baş göstermişti ve kafamda belirlediğim miktar 20'liranın katlarına uymuyordu.Hayatta her türlü reddedilmeye eyvallah çekebilirdim ama bir atm bana tutup da o parayı veremem gerizekalı 20 lira ve katı olsun istediğin para derse buna dayanamazdım.Hemen kafamda hem 20 liraya hem 10 liraya hoşgörüyle bakan bi sayı belirledim.
Evet Salih yine yanılmıştı.Salih benim herhangi bi sınıftan arkadaşımdı her matematik dersi salih bunlar hayatta ne işimize yarayacak derdi.Obeb-okek-ekok-ebob işime yaramıştı işte,üstelik üstüste hızlıca söylemek insanda takıntı oluyordu.Ne güzel takılıyodum ben ama neden hep buralara takılıyordum.Niye hayata karşı protest bir tavrım yoktu,yazmayı yarım bıraktığım bir kitabım hiç olmayacak mıydı?Ben ne zaman jack daniels içen dünya beni anlamadı ya la diyen,içinden ağlayıp; gülmek yerine tebessüm eden o adamlardan olacaktım.
Çok mu tv izlemiştim şüphesiz evet ama olmak istediğim adamdan olduğum adamı çıkartınca geriye kalan insanın simetriğini alınca (salihe bi kapak daha) ortaya çıkan şey soruydu.Soru sormak bizi özgürleştirdi di mi nah özgürleştirirdi bu yazı nereye gidiyordu ben nereye gidiyordum.Kokainle tanışmamış,grup seksi tatmamış,patronuma siktir git diyememiş bi insandım daha ne kadar böyle yaşayabilirdim.
Kendimi herhangi bi ihtimalle toplarsam ortaya spastik kızıyla defter kaplayan baba figürü çıkarken çıkarma işlemiyle sağlama yapmaya kalktığım zaman ortaya yirmiyıl yaşlanmış aynı ben çıkıyordu.Çok da esrarengiz yazıyordum.Gergindim misafirim gelecekti ve karşımdaki insan erkek olduğunda ben misafir sevmezdim.Cinsiyet ayrımcısıydım,kafam karışıktı,evde alkol yoktu.Sizin istanbula sizin ankaraya sizin herhangi bi kalabalık şehre giderken yanından geçtiğiniz yanından geçerken yanan ışığına baktığınız evlerin çok daha uzağındaki evlerin birinde size bu satırları yazıyordum.Bir video patlatırdım sonraki yazıda peşinden de muzipçe bi durum hikayesi ve geçer giderdi zaman bazı gecelerin diğer gecelerden daha kötü geçmesi sadece istatisliksel bir durumdu oysa gördüğüm ilk karga siyah diye dünya üstündeki tüm kargaların siyah olduğu önermesinin doğru çıkacağı bir hayat çok daha güzel olabilirdi vefakat hayat kargalar yerine huzursuzluk seçeneğinde tümevarım yolunu seçmişti.Bir kere huzursan-başkaları için- kendine hep huzursuzsundu.Huzursuz gibi görünmesen bile...Lanet olsundu.