Bu Blogda Ara

20110127

Ben sana şizofren olamazsın demedim adam olamazsın dedim

Tevekkeli demiyorum ben de bu blogda niye epeyce gündür yazı yok diye.(ing= I am not saying that's quite a few days writing this blog Tevekkeli why does he shout) -hagia bayramue collage fen şubesinde okuduk biz de reklamını yapmasak da 14 dile,atlantadan maçine hakimiz icabında-Sonra farkettim ki internete girmediğim için yazı yok (böyle de polaroid şizofren/naptığını bilmez bi insanım)
Neden böyle yaptım bilmiyorum sanırım haşimet babaoğlu olasım geldi birden; girmiycem internete dedim.Ve Haşimet babaoğlu olmak için gerekli olan bir baş fesleğeni almak için pazara gittim.Ve fakat kime sorsam fesleğen var mı diye apiğ çok daze marolum var cevabıyla karşılaştım.Ben; buraya herşey geç geliyor, ezel bile salı günleri yayınlanıyor dediğimde bana gülen okuyucularım buna da inanmaz ya neyse.Yine de yıkılmadım evde fasulye ayıklamaya başladım.Arada sırada kendi kendime durduk yere (faso fiso- kime kime -sana bana- başka kime- kara kediye...) işaret parmağımı kaşlarımla aynı anda kaldırıp buraya dikkat diyordum.Ben sakalım uzasın diye uğraşırken müdürümün ısrarlı "kes la şu sakalı" salvolarına da aynı cevabı veriyordum.Sohbetlerim de değişmişti artık, yolda bana şalvar satmaya çalışan çocuğa "tüketim toplumu sana dev şalvar tesisi kurman için baskı yapsa da hesse'nin dediği gibi bir lawrence romanında yaşamaya devam etmelisin" diye cevap vermiş çocuğu kaçırmıştım.(fra=vous de mettre en place une usine d'impression de géant dans la société de consommation shalwar Hesse dit, même si vous avez de continuer à avoir un roman-Lawrence)
Yine de aradığım huzuru bulamadım ve yuvama bloggerıma-feyspukuma-emeysenime geri döndüm.Mutluyum huzurluyum.Bu yazıyla beyni yanan tüm okuyucularımdan özür dilemeyi bir borç bilir.Vadesi geçen borçların müteselsil sorumlularından olduklarını hatırlatır viski-prozac alemlerime geri dönerim.-Arz ederim.

20110120

Başlık atmasını beceremeyen blogger ayakkabısını bağlamasını bilmeyen ergen gibidir

Yine yürüyordum ve yürürken kendi kendime konuşma huyumu çok seviyordum.Ama yürümeyi sevmiyordum herşey üstüme yürüse daha mı iyi olurdu acaba?Soru sorarak kendimle hesaplaşıyordum atarlı kentin giderli delikanlısıydım.Bankaya gidiyordum yine para çekecektim, yine önümüzdeki ayın maaşından yiyecektim yine allah beni kahretsindi.Ne kadar çekeceğimi düşünüyordum ayrıca atmde sırada bekleyen herkese allah çektirmesin diye espri yapma isteğim yine baş göstermişti ve kafamda belirlediğim miktar 20'liranın katlarına uymuyordu.Hayatta her türlü reddedilmeye eyvallah çekebilirdim ama bir atm bana tutup da o parayı veremem gerizekalı 20 lira ve katı olsun istediğin para derse buna dayanamazdım.Hemen kafamda hem 20 liraya hem 10 liraya hoşgörüyle bakan bi sayı belirledim.
Evet Salih yine yanılmıştı.Salih benim herhangi bi sınıftan arkadaşımdı her matematik dersi salih bunlar hayatta ne işimize yarayacak derdi.Obeb-okek-ekok-ebob işime yaramıştı işte,üstelik üstüste hızlıca söylemek insanda takıntı oluyordu.Ne güzel takılıyodum ben ama neden hep buralara takılıyordum.Niye hayata karşı protest bir tavrım yoktu,yazmayı yarım bıraktığım bir kitabım hiç olmayacak mıydı?Ben ne zaman jack daniels içen dünya beni anlamadı ya la diyen,içinden ağlayıp; gülmek yerine tebessüm eden o adamlardan olacaktım.
Çok mu tv izlemiştim şüphesiz evet ama olmak istediğim adamdan olduğum adamı çıkartınca geriye kalan insanın simetriğini alınca (salihe bi kapak daha) ortaya çıkan şey soruydu.Soru sormak bizi özgürleştirdi di mi nah özgürleştirirdi bu yazı nereye gidiyordu ben nereye gidiyordum.Kokainle tanışmamış,grup seksi tatmamış,patronuma siktir git diyememiş bi insandım daha ne kadar böyle yaşayabilirdim.
Kendimi herhangi bi ihtimalle toplarsam ortaya spastik kızıyla defter kaplayan baba figürü çıkarken çıkarma işlemiyle sağlama yapmaya kalktığım zaman ortaya yirmiyıl yaşlanmış aynı ben çıkıyordu.Çok da esrarengiz yazıyordum.Gergindim misafirim gelecekti ve karşımdaki insan erkek olduğunda ben misafir sevmezdim.Cinsiyet ayrımcısıydım,kafam karışıktı,evde alkol yoktu.Sizin istanbula sizin ankaraya sizin herhangi bi kalabalık şehre giderken yanından geçtiğiniz yanından geçerken yanan ışığına baktığınız evlerin çok daha uzağındaki evlerin birinde size bu satırları yazıyordum.Bir video patlatırdım sonraki yazıda peşinden de muzipçe bi durum hikayesi ve geçer giderdi zaman bazı gecelerin diğer gecelerden daha kötü geçmesi sadece istatisliksel bir durumdu oysa gördüğüm ilk karga siyah diye dünya üstündeki tüm kargaların siyah olduğu önermesinin doğru çıkacağı bir hayat çok daha güzel olabilirdi vefakat hayat kargalar yerine huzursuzluk seçeneğinde tümevarım yolunu seçmişti.Bir kere huzursan-başkaları için- kendine hep huzursuzsundu.Huzursuz gibi görünmesen bile...Lanet olsundu.

20110119

Deneysel Tarzlar

Sevgili blog bugun sabah 7.20 de kalktım,yüzümü yıkadım,traş oldum, bi sigara yaktım ve işe gittim.12.15 de bir poğaça bir açma yedim ve işime kaldığım yerden devam ettim.17.35'te gidip alışveriş yaptım.Akşam yemeğini tostla geçiştirdikten sonra tv'ye baktım,izleyecek bişey bulamayınca kitap okumaya çalıştım.Ondan da sıkılınca neden aldığımı bilmediğim içinde siyah havuç ve siyah frenk üzümü bulunan abuk sabuk içeceğim ve ankaradan aldığım çakma purolarımı tüttürerek bu saate kadar geldim.İşte benim bir günüm böyle geçti.

Bugün hiç komik değildim,fırlamalık da yapmadım,siyasete bulaşmadım,herhangi bir tespitte bulunmadım.Zira burası blog ya hani, bi kez de böyle yazmak istedim.

20110118

Iyi ki

"Okuduğum pek çok blogun yazarı, OZ bulamadıysak Akasya Durağı izleriz tarzında insanlar değil"
(Sembolist bir yazarın anıları)

20110117

Galatasaraylı Olmak

Eskiden Galatasaraylı olmak çok gururlandırıyordu beni. "Türk olmayan takımları yenmek" amacıyla kurulan bir takımı tutmak,avrupada kimle karşılaşırsak karşılaşalım kazanacağımızı düşünmek,Metin Oktay gibi bi futbolcunun forma giydiği takımı tutuyor olmak çok ayrıcalıklı bişeydi.Kelimelerle anlatılmayacak bi gururu vardı Galatasaraylı olmanın.Oysa şimdi ilk kez utanıyorum kendi klübümden.Ezeli rakibimize 6-0 yenildiğimizde bile bu kadar üzülmemiştim.Şimdi utanıyorum Galatasaraylı olmaktan.Bugünden sonra hiçbi çocuğu galatasaraylı yapmaya çalışacağımı sanmıyorum.Keşke Ali Sami Yen başımıza yıkılsaydı.Bank Asyada mücadele etseydik keşke.Böyle bi başkana sahip olmaktansa her türlü keşke'ye razıyım ben.Ve bu adam bu klüpten gidene kadar Galatasaray'ın herhangi bi maçını izleyeceğimi herhangi bir haberiyle ilgileneceğini sanmıyorum.
Tek tesellim bundan sonraki yıllarda ne olursa olsun aklı başında tüm Galatasaraylıların bu adamı tarihin en kötü Galatasaray başkanı olarak hatırlayacak olmaları. Türk sporunun batıya açılan penceresi (güya) olan takımın başkanı,bu ülkede avrupa kupalarına sahip olan tek takımın başkanı;Kendi yönetimine aciz denilirken sustu.Vefat etmiş Galatasaray Başkanına hakaret edilirken sustu.Açılış günü kendi stadını terketti, ilk kez bi klüp taraftarı kendi başkanı tarafından tehtid edildi.Bize de teşekkür!! etmekten başka bişey kalmıyor, ilkleri yaşatıyoruz diye övündüğümüz türk futbolunda bize bu günleri yaşattığı için.

20110109

"Turkcelle Çekme Hikayem" HD*

Hiç unutmam bundan yıllar önceydi 2 yıl önce feğlan,yine nikotinli-kafeinli bir gecenin sonunda uyumak için yatağıma uzanmıştım.Birden sol mememin altında bi sıcaklık hissettim.Allahım aşık mı oluyordum eğer öyleyse tavana bakıp aşık olan ilk insan ben oluyordum.Fakat bu sıcaklık ağrılı bi sıcaklıktı.Benim bi uzman görüşüne ihtiyacım vardı.
O an aklıma arkadaşım fahrettin geldi.Onun sevgilisi Sultan tıp fakultesinde okuyordu.Hemen fahrettini aradım.Ama fahrettinden önce kayıtsızca bir ses döğrt kontörünüz kalmıştır lütfen en yakın sürede kontör yükleyin diyordu.22 kez çaldırdıktan sonra fahrettin telefonu açtı ve ne var aq gecenin köründe arıyorsun dedi.Fahrettin dedim memem ağrıyor.Banane senin memenden dedi hem ben napiyim?Sultan dedim o doktor değil mi?Belki bir fikri vardır.Sultan dişçilikte okuyor dedi.2.sınıfta diye ekledi.Tam, belki dişimin ağrısı mememe vuruyo olamaz mı diyecektim ki kontörüm bitti.Bekledim ki fahrettin arasın ama o da aramadı.O an karar vermiştim eğer ölmezsem sabah ilk iş hastaneye gidicektim.
Sabah olduğunda bu düşüncemi ara sıra evine gidip sarkıntılık ettiğim ama her seferinde biz arkadaşız gibi gereksiz bi bahaneyle lipidoma kroşeler indirmeyi meslek haline getirmiş gamzeye söyledim.Gamze ben hasteneye gidicem?Evet tam da bu şekilde söyledim.Ah canım neyin var,öpüyim de geçsin türü bi cevap bekliyorken Gamze sakin sakin randevun var mı dedi?Randevu evine gitmiyorum Gamze hastaneye gidiyorum diye kükredim. Ama sonunda randevu almaya ikna oldum.Vefakat kontörüm yoktu.Gamze dedim sende kontör var mı la?Yok be ne gezer diye beni yine tersledi.
Ben de koşa koşa mutlu büfeye giderek kontörlü telefona sığındım.Ama hastane telefonu sürekli meşgul çalıyordu.Belki meme kanseriydim.Belki erken teşhis hayat kurtarırdı.Belki bigün okulun en güzel kızı beni öpecek, hazırladığım mükemmel cv sayesinde filip-moriste kamyoncu olarak işe başlıyacak yüksele yüksele ceo olacak yılda 35.2 milyon dolara konacaktım.Benim derhal yaşamam lazımdı.İnadım inattı zaten rahmetli dedem de hep söylerdi;İnat murattı.Bastım gittim hastaneye.Sıraya girdim nihayet memem sağlığına kavuşucak diye gülücekler attım.Tam kaydım yapılıcakken ordaki mendebur kız siz kayıtlı gözükmüyosunuz dedi.İşte o an sağlık karnesini çarptım suratına al dedim al gavurun kızı sana kapı gibi sağlık karnesi.Güncellememişsiniz dedi.Öğrenci belgesi alıp ssk'ya gidip güncelletmeniz gerekirdi diye şeyitti.
Ağzımla peki o zaman,gözlerimle de senin ananı lezbiyen olma ihtimaline karşı da avradını kıyamet gününe kadar öpücüklere boğayım dedim. Bu olaydan dersler aldım tabi.Ama işte turkcell o gece çekmemiş olsaydı ben fahrettini aramamış olsaydım 4 kontörüm bende kalıcak belki ben onu daha hayırlı işlerde kullanıcak cepten günlük burç yorumumu öğrenmek için harcayacak.Talih oyunları için şanslı bir gün şeklinde çıkan fala inanıp harçlığımın yarısıyla piyango bileti alacak ve hiçbişey çıkmayınca kanser de değilim, gamzeyi de öpemedim,4 kontörüm bile yok,ikramiye de çıkmadı diye hayata küsüp intaaar edicektim.Yaşıyorsam bu turkcell sayesinde iyi ki varsın turkcell!!

*HD:İngilizce hard destination kelimelerinin kısaltması olan bu tabir türkçesiyle hayır sandra bullock'un yalan dolan bi filminin adı anlamında değil de böyle zor hedef sıkı bilmemne anlamında kullanılarak;Yazarın can sıkıntısından afakan baskınına uğradığı için böyle kekremsi bi yazı yazmak zorunda kaldığını anlatmak için kullanılır.Sen de sandın high definiton di mi? Yok daha neler...

Ankara/Pessoa

Ankara ziyaretim keyfli başlamıştı güya.Ben bu işe girersem geleceğim kalmaz ki dediğimde bir/bir buçuk sene içinde ankaraya getiririz diyen adamın şimdi; ben bu ay emekli oluyorum zaten, senin Ankara işi de 6-7 sene sonra anca olur sanırım demesiyle daha keyfli bir hal aldı.
O kafayla Ankarayı gezmek güzel.Halk otobüsleri hala halk gibi kokuyordu,kazı kazanlar yine 8 liradan fazlasını vermedi.Olgunlardaki kitapçılar hala dövecek gibi satış yapıyorlar.Çankırı caddesindeki kons.20 lira yazısı enflasyona yenik düşmüş.Kızılaydaki her dükkan hosta'nın 1750. şubesini açması tehlikesiyle karşı karşıya.Bugüne kadar hep ankara benimmiş de diğerleri misafirmiş gibi abuk sabuk bi sahiplikle dolaştığım sokaklarda ilk kez misafir gibi hissettim kendimi. Kahkalar eşliğinde belki 10 öğrenim bursu yediğim sakarya yunan işgalindeymiş gibi geldi bana. Balkondan fırlatsam basket topunu okuduğum lisenin bahçesindeki potaya sayı yazdırabiliyorum diye gereğinden fazla sevdiğim evim bile yabancı geldi bana.Kardeşimin odama çökmesine izin verdim artık orası odam sayılmazdı ne de olsa.Ve de aldığım kitabın henüz ilk sayfasında ne de güzel yazmıştı Pessoa; "asla bir geleceğe sahip olmamış olduğum günlerden birindeyim"

20110105

Başlık

Müdür:Benim aradığım numara fransaymış ben de niye bu kadar uzun diyorum.Sen arasana şunu.
Bir Müşteri:Haa ne diyodum Tayyip büyük adam ama korkuyorum.İsraille çok uğraşıyor.Öldürürler bu adamı mossad ajanları öldürür.
Ben:Alooğğ diğer kapılar ne zaman gelecek?
Taşeron firma yalancısı:Hangi diğer kapılar?
Ben:10 adet kapı gelecekti de 3 adet kapı geldi ya hani ondan üçü çıkardığımda kalan 7 kapı diğer kapılar oluyor.
TFY:Anlamadım abi.
Ben:(tekrar)
TFY:Ben seni 5 dakka sonra arıyım abi.
Müdür:Ne diyoğ?
Ben:Arıycak müdürüm.
Müdür:Bi de şu adamı ara ya sabahtan aradım sürekli meşgul.
Aynı Müşteri:Çok ilerledi memleket çok.Eskiden bu yollar hep bozuktu.
Ben:Bu numara bizim kurumun numarası müdürüm.
Müdür:Nasıl la?
Ben:Adamın numarası yokmuş sanırım, kayıt ederken mecbur olduğundan bu numara yazılmış olmalı.
Müdür:he he he heh
-1.5 saat sonra-
TFY:Abi ustamız bi hata yapmış,yanlış yazmış diğer kapılar yok,haftaya hazır olur söz abi.
Ben:Olur tabi canım üçle on çok yakın sayılar.
TFY:İyi günler abi.
Hala Aynı Müşteri:Sen bilmen bu yolda yürünmüyodu önceden bi de şimdi bak.
Ben:Haklısın abi adamı engellemeseler buraya duble yol yapar,şu kavşağa da alt geçit. İnşallah o günler de gelecek.
Müşteri:Eğer bi komplo yapmazlarsa.
Ben:Olur mu hiç hiç olur mu abi....
Off sıkıldım.

20110103

Coca Cola


Akşam eve gelip buz gibi kolamı içerken yüzümün aldığı şekil aynı evli bi kadının bekar bi arkadaşından bahsederken o benimle yaşıt biliyor musun cümlesini sarfederken yüzünün aldığı şekil gibi...
Nihayet en üst katta hayvan gibi üç tane balkonu olan bir evim oldu.Yine yaz gelir,yine bi gece önceden yarım dilim limon ve 1/3 tuzlu su attığım rakı bardaklarını buzluktan çıkarıp üstüne kolamı doldurur,zeki mürenden aşiyan yollarını açar,balkondaki koltuğumda tıngır mıngır sallanırım.

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP