Bu Blogda Ara

20110524

Lirik Hint Şiirlerinin Yukarı Amazon kültürüne etkileri

-konuyla alakasız deviantartartar fotosu-

Metal bile yoruluyor abi! Ki gayet muntazam bir isim,alayınızın aq havası var telaffuzunda: gel gelelim yoruluyor.Sen metalken yoruluyorsan ben niye yorulmayayım ibne diyesi geliyor insanın.Zaten dedim bu akşam, herhangi bir metal benle muhatap olmadığı için boşluğa dedim gerçi.Ben bu sene ne kadar yoruldum ya -ki sene başlangıcı benim için her zaman kendi doğum günümdür (hi, I'm jesus)Geçen yazdan beri imanım gevredi lan.
Beni en çok yoran da insan oldu zira ben küçük,paçoz,bohem ortamların adamıyım.Bestekarda içeyim,tunusda nargile fokurdatayım, filistinde yok la ben bi sevemedim bu filistin caddesini vs. 3-5 jakobenimsi ve burjuva olmak için gerekli kibre sahipken banka hesabındaki sıfır noksanlığından ötürü olamamış arkadaşımla; kah rimbaud okuyayım, kah zeki mürenin hayatından alıntılar yapayım, kah milli kütüphanenin önünde yukarıdan gelen kızlar benim,aşağıdan gelen kızlar senin diyerek çekirdek çitleyeyim.Dip boyan gelmiş gülüm başlıklı tunç uyaklı şiirler yazayım, yanımda kağıt olmadığı için ceylan derisine yazayım falan bu tarz şeylerden hoşlanan bi yapım var.

Ama gelgelelim bu sene bi zoraki sosyallik,bi büsürü gereksiz insan,bi dolu anlamsız konuşma, gitmek istemediğim yerler,suratta bi "gülümsemek için yanaklarımı gerdirdirdim de benim mi haberim yok" bakışı falan filan derken,yeter ya!
Yapmam gereken yüksek yüksek lisanslarım dururken,okumam gereken birbirinden ihtiras-serüven-edebikarmaşa ve anlaşılmazlık dolu kitaplar aç içimi diye yalvarırken, gitmem gereken kurs/eğitim/seminer sayısı dağları aşmışken halaa ne işim var buralarda, kim bu insanlar, ben nerdeyim vb.
Her sene muntazaman (zamanın mutantlaşmış hali) girdiğim internet detoksuma bu sene hem erken girmek, hem de olabildiğimce çok kalmak, bu süre zarfında bi şekilde tanışmak zorunda kaldığım insanlar içerisinde hala unutmadıklarım kaldıysa beynimi onlardan kurtarmak vs. vs. gibi bi sürü planlarım var.
Zaman ne gösterir bilinmezse gerçekten, bir de bakmışsın sözlendim diye (o da ne demekse 'söz valla evlenicem,yiyişip yiyişip bırakmıycam' gibi bişey sanırım) parmağına gümüş yüssük takmış, kahvaltı yapmadan evden çıkmayan, taksitle oturma grubu alan robotlardan olmuşum yok la vazgeçtim yazarken bile içim sıkıldı!

Not:Uzun süredir bir yazımda da "gel zaman git zaman" tabirini kullanayım istiyordum yine nasip olmadığını yazarken aslında nasipliğini kutlayayım.Şüphesiz anlayanlar için bu sözde nice hikmetler vardır (latte 16:4)

20110523

Beş Dakkalık zevk için

Dün gibi hatırlıyorum çünkü dün oldu herşey.Çok açtım,açlıktan gözüm dönmüştü.Dönen göz oracıkta duran masum makarnaya takıldı.Olabilir miydi acaba aramızda bişey.Makarnayı yapabilir miydim?
Benim için yıllarca çirkin ördek yavrusu gibiydi makarna,onu hep başkalarına değiştim.Öğrenci evlerinde,orda,burda ne zaman makarnayı yapsam mı diye aklımdan bi düşünce geçse,amaaan pizza söyle amaaan lahmacun söyle şeklinde telkinlerle nefsime hakim oldum.Ama bugün şey yani dün.28 yıl 11 ay 6 günden sonra hayatımın ilk makarnasını yaptım.

Hiç de öyle ayy 5 dakkalık iş şeklinde olmuyordu.Tencere buluyorsun,su buluyorsun,yağı tuzu derken hiç derdi bitmiyordu.Hani la hani kolay bişeydi? Kaynayan suya makarnaları attıktan sonra dakikalar geçti bana yıllar gibi gelen dakikalar... Aq tenceresi fokurdayıp duruyordu o kadar fokurduyordu ki büyücü merlinin kazanı gibi olmuştu.Azcık dikkatli baksam geleceğimi bile görebilirdim ama bana makarnanın kart'ı mı denk geldi nolduysa bi türlü pişmiyordu. Vay anasınıydı.Ve sonra bişey oldu.
Pişti.
Uvv beybi.Nefis olmuştu,ımm anne eli değmiş gibiydi.Lezizdi.Ama hemencik bitmişti. Makarnanın bitmesiyle mutfağın haline bakmam bir oldu.Ama ne iri olabildik ne diri. Nefsimin kurbanı olmuştum.Beş dakkalık zevk uğruna yapılacak iş miydi bu?

Tencereden süzgece dökülsün, ordan da yumuşak bir bilek hareketiyle tabağa karpuzlama basket şeklinde yaptığım servis sonucu makarnaların yarısı tezgahta sarhoş taraftar grubu gibi duruyordu. Kullandıktan sonra attığım tencere bir tarafta, yağı tuzu... Allah kahretsindi.Hemen seslendim Olga,olga... temizle şuraları.Ama nafile benim olga diye uzun bacaklı bi hizmetçim hiç olmamıştı.
Bir daha yemek yapmak mı tövbeler olsundu.Yine fast foodların,es49'ların esiri olacaktım. Parasını ödedikten sonra kahrını çekmeden yüzümü dönüp dişlerimi kurcalayacaktım yaşasındı.
Ey oğul,kızların gazına gelme.Mutfakta hamarat erkek mi ayy ben onu çok öperim türü mavraları yeme zira ben makarnayı yaptım diye kimse beni öpmedi.Bunda evde kimsenin olmaması da bir etken olabilir ama sonuçta alınıcak ders şudur.Erkeğin mutfakta zaman geçirme süresi dolaptan birasını alıncaya kadar geçecek süredir,fazlası zulüm fazlası isyan fazlası gözyaşı...

20110522

Bitmezz

Dost değil dost değil dost görünür feleğim.
Yaralı yaralı yare yaralı yüreğim.

Feleğim dost görünür yüreğim yaralı dese biticek ama ille gerize'kh'alıya izah eder gibi izah ediyor. 118li reklamlara kızmaya hakkımız yok hep böyleymiş demek ki.
Bu tür şeyler kafamı çok bozuyor okuyucu ha dersen ki dinleme haklısın ama gel de komşuya söyle sen bu şarkıyı dinleme,dinleyeceksen de sesini yükseltme diye.
Bi de beyaz giyme toz olur siyah giyme söz olur var.Nolcak yani çıplak mı dolaşacak bu kız,gül kurusu kombinezonla karşında mı salınacak, ne istiyosun sen be adam!

Gündüz türkülerle potpori (bu kelime en son 1998'de kullanıldı) yapan bu kızceğiz akşam ne yapıyor haber izliyor.Haberlerde de Mhp'nin kaset skandalı (popüler isim tamlaması) dışında bir şey yok ve bence bu konunun ilginç bir yanı da yok.Her zaman söylemişimdir eğer bir civcivi bile köşeye sıkıştırırsan kara mamba olabilir(imaya bak) yıllarca herkesler ağzını yayarak amaaan mhp iktidar olamaz yeaa derse adamların hırsa gelip iktidarın kralı bizde kardeşim mesajı vermelerinden daha doğal ne olabilir?

Bu ülkenin haberlerine hastayım zaten daha az önce okuduğum haberi söyleyeyim size sevgilisini öldürüp elma seviyor diye elma bahçesine gömdü! Nazım Hikmet/Elma/Aşk üçgenine getirilen yeni bir yorum, taze bir soluk...(na burda)

Yani şahsen istiyorum ki tüm bunlardan sıyrılayım.Evin içinde Mozartın k448 re majör sonatı tıngırdasın dursun,kırlara koşup ağaçların altında lawrence romanı okuyayım sonra birden dokunmak ve gerçeklik üzerine aforizmalar oluşturayım bunları hemen ayfonumdan twitterıma cıvıldayayım kızlar bana hasta olsun falan...Twitter demişken devleti göreve davet etmenin zamanı geldi de geçiyor bile.Bu populerlikle giderse eğer büyük istanbul depreminde şu şekilde twitler okumamız yakındır;

aha tam şu an camdan atlıyorum (kendini ünlü sanan sıradan insan ti-vi-ti)
avuçlarım şimdi son defa sensizliğe açılıyor sanırım (ölürken bile kız tavlamaya çalışan aforizma manyağı twitter erkeği tiviti)
ay koltuk sallandı sanki (kız tiviti)

Blog'culuğu öldürmesi bir yana insanların ölürken bile bari fırlama bi cümle yazayım da öyle öleyim düşüncesine başvurdukları bir yerden ben korkarım arkadaş. Nedenini anlamadığım bir şekilde mesela adam cumhurbaşkanına menşın sallıyor yani sanıyor ki cümleye @cibamabulubadugul (böyle miydi la yazılışı) şeklinde başladığı zaman çankaya köşkünde mangala çağrılıcak ! Aranızda böyleleri varsa lütfen uyaralım birinin nickinin başına @ getirerek yazdığın zaman sen o adamın kankası olmuyorsun!

Bir diğer sitemim de facebooktaki hayvansever kız arkadaşlara siz şimdi bütün gün "memoşun bir eve ihtiyacı var" ya da "dumanın sıcak bi yuvası olmasın mı ağbisi" şeklinde bağlantılar paylaşıyorsunuz da belki duman ev hayatını sevmiyor belki bağımsız bi ruhu var,niye ille dumanı monoton bir ortama sokup rutinin içine hapsetmeye çalışıyorsunuz.Su akar yolunu kedi gider evini bulur demişler.Bir de genç zihinleri etkiliyorsunuz, geçen gün yiğenim, abi ben kapının önüne su koyayım mı dedi hava ısınıyor dedi.Sen altıncı katta oturuyosun hiçbi kedi o kadar susamaz diyemedim çocuğa,yapmayın etmeyin.( şimdi bu paragrafı da ciddiye alıp bana çemkirecek ilk okuyucuya olta takımı hediye ediyoruz)

Neyse şu an bu yazı hiç bitmeyecek mi diye teleşa kapıldığınızın farkındayım.Emin olun aynı kaygıyı ben de taşıyorum.Aslında çemkirecek çok konu ve bolca zamanım var ama günümün kalanını duvara bakarak geçirmek istediğimden yazıma burada son veriyorum.Selametle.

20110521

Bana Öyle Bakma

Nihayet ince giysiler,
balkonda kahvaltı.
simit,domates kokan domates,yetmişbeş çeşit peynir...
öğleye doğru
masanın üstünde koca bir tabak çilek gibi kokan çilek.
votkaburn ve tütün,belki üstüne biraz cemal süreya serperiz.
ve sabahtan beri çalıp duran aynı şarkı.
Teoman
Bu hayat da bizi böyle yakamızdan tutacaksa hadi böyle yaşa derken kalbimize sormuş mu?

Akşamüstü de türk kahvesi olsun müzeyyen söylesin...

Yirmibirmayısikibinonbir,kabullü.

20110518

Kinayeci .... yok yok devamını yazmıycam

Bu yakınlarda okul var,çarpık eğitim sisteminin sonucu olarak her yerde okul var.Buralarda çocuklar da var.Çarpık nüfus planlamasının sonucu olarak her yerde çocuk var.O çocuklar işte aynı zamanda okula da gidiyorlar dememe gerek yok o kadarını da anlarsın.Ben yine de söylemiş oldum.Çok üzülüyorum o çocuklara ben, oha aq biter mi lan diyorum sonra amaaan gitsin ipneler işleri ne diyerek üzülmekten vazgeçiyorum.
Bu yakındaki okulun zil sesi çok acayip sanki birisi SUYAVUZ yazıp 9911'e göndermiş gibi yavuz bingölün şu gönlümü sana değil dağa daşa verseydim yelloz karı adlı şarkısının polifonik melodisi çalıyor.Çok hüzünlü lan.Okul müdürü, zamanında okuduğu okulun müdürünün kızını sevmiş de alamamış sanki inadına müdür olmuş sonra ama neye yarar.Hay ben böyle hayatın aq zamanında o kızı alsaydı belki şu an okulun zil sesi biz ayrılamayız olacaktı.Hayat böyle rezil bişey işte.
Çok üzüldüğümü görünce bu hayat işlerine, gel seninle hocaya gidelim dediler.Biz adamla iş yapmaya gittik ama adam cinci hocaymış aynı zamanda.Sıkıntısı olanlar falan gelmişler işte. Yaktığı kağıdı çocuğun birinin üstünde dolandırıp "yetmişikimilletten gelen orospu cazu cin sülalesine yan yan yan dedi" Ben sandım ki yan yan yanmam lazım daha yol almam lazım diye devam edicek.Etmedi ama.Sen cin olsan çıkar mısın hoca lan diyecek oldum.Vazgeçtim sonra. Böyle de boşa geçirdiğim günler oldu demeyeceğim zira dolu geçen günüm yok. Allahtan yarın tatil ve ben 4 günlüğüne de olsa büyükadaya gidip kafamı dinleyeceğim,eşsiz manzara karşısında rakı içip zeki müren dinleyeceğim.Yok lan büyükadayı kim kaybetmiş aq.Bu da üzücü bir durum aslında canın büyükada çekiyor gidemiyorsun.Hayat çok hüzünlü lan,allahtan her hüznün sonu illaki komedi oluyor.Gülmekten karnı ağrıyor insanın.

Mayıs 2011

İşin güzel yanı 15 sene sonra yeniden -artık çıkamasam da- evin bahçesinde bir kayısı ağacına kavuşmak oldu sanırım.Kayısı ağacıyla konuşarak geçirilmiş şizofren çocukluk günlerimde bundan 15 sene sonra güne votkayla başlayıp votkayla bitireceğim ve sigara içmediğimde ölecekmiş gibi hissedeceğim aklıma gelmezdi.
Klostrofobinin sadece asansör-sinema-uçak vb. ile sınırlı kaldığına olan tez psikolojinin ayıbı olmalı ve otların arasındaki şeytan tüyünü seyrederken psikolojik tezleri eleştirmem de benim ayıbım.
Aynı günü yaşıyorum sitemi herkesin ortak paydasıyken, buralar gibi kasabalarda hissedilen aynı anı aynı nefesi yaşıyorum oluyor.Farklı bişey yapmakla farklı hissedeceğini düşünüyorsan zaten daha alacağın çok yol var demektir.
Ben burda 2.5 yaşındaki minik bir kızdan çiçek alırken ya da kuğuluda kuğuların ayaklarının çirkin oluşunu kafama takarken ya da her nerdeysem orada,tek hissettiğim yanlış yerdeyim duygusuyken: Bir tek yolculuk ederken rahatım, ne başladığın yerdesin ne bitecek olan yerde, hiçbiyerde olmamak ve hiçkimsede sanırım en güzeli bu.

20110517

Reklam

Yine bütün gece öpücükteydin,hadi artık evine.

20110516

Kavafis,1918

ANIMSA, BEDEN
Anımsa, beden, ne denli sevilmiş olduğunu değil yalnızca,
o uzanmış olduğun yatakları değil yalnızca,
ama o arzuları da anımsa: Gözlerde
senin için sakınmadan parıldayanları
ve senin içinde titreşen arzuları
ve bir engel yüzünden gerçekleşmemiş olanları.
Şimdi her şeyin geçmişte kaldığı şu anda
kendini vermiş gibisin neredeyse bu arzulara--
nasıl parıldarlardı, anımsa, o sana bakan gözlerde,
nasıl titreşirlerdi senin içinde, anımsa, beden.
Aslında izleyiciye kapalı iki adet blogum daha var birini görsel sanatlar alanında kendi müzem olarak tasarladım diğerinde de kıymetli alıntılar ve kendi kıymetlim yazılarımı saklıyorum. Ama bu sefer değişiklik olsun godsyndrome adlı blogda kavafis bulunsun.

20110515

BUNELA


Ankarada her durakta bunun heykelimsi zımbırtısını görünce ben sandım ki, Behzat Ç. izledikten sonra Ankaraya karşı sempati besleyerek transilvanyadan ülkemize göç eden bu mahlukat hacıbayramda kurtadamlığa tövbe edip ekmek parası kazanmak uğruna seymenliğe başladı. Ama öyle değilmiş Ankaralıları üzüntüden kanser etmek için bulunmuş yeni bir yöntemmiş meğersem.

20110510

Öğlen Çemkirişi

Ey müşteri hizmetlerindeki arkadaşım sen şimdi beni arıyosun,
ben sana adımı bağışlıyorum,
anamın kızlık soyadına kadar veriyorum hem de senin ananla ilgili tek soru sormadan,
doğum tarihimi öğreniyorsun ki buradan ikizler burcu olduğumu ve çok hızlı konuşabilip çok komplike cümleler kurabileceğimi kavraman düşünülebilir.
Sonra da sorduğum her soruya bunu söylemeye yetkili değilim diyosun.Sonra ben "sen çaycı mısın evladım esas oğlanın yerine mi bakıyosun niye hiç yetkin yok senin" deyince beyefendi düzgün konuşun.... oluyor.İyi de güzel çocuğum o beyefendi sana öncesinde 82 çeşit cümle kurdu,sen hepsine de ama buna yetkim yok dedin.Şimdi o beyefendi beyefendiliğinden ötürü senin yedi sülalene sövmek yerine yetkili biri arasın deyince mi kabahat?
Şimdi beni siz aradınız müşteri hizmetleri olarak di mi?Ben müşteriysem siz nesiniz dedim ona bile anlayamadım dedi,insanı hakaret etmekten bile soğutuyolar.
Adı turkle başlayan şirketlerden illallah ettim arkadaş ya... İnsanı zorla emperyalist yapıyosunuz aq. Ondan sonra forward mailler dolaşır yok israile destek olan markalar yok bilmem ne,lan adam olsun da kime destek olursa olsun.
Türkün yemeği-lokantası-şirketi-hizmeti kalsın arkadaş beyaz/ türk atletlerimi bile atıcam. Beni türk olmayan herşeye emanet edebilirsiniz.

20110507

Annem annem anneciğiiiim

Bu hafta gelmiyo musun?
-Yok anne haftaya gelicem.
Anneler gününde bile gelmediğine göre kimbilir kimin yanına gidicen.
-Haydaa

Anneler günü denen rezaletin adice bir tuzağına denk gelmiştim okuyucu.Anneler günü her sene mayısın ikinci pazarı kutlanan gereksiz bir zımbırtı ve asıl soru şu hangi pazar?Geçen hafta ayın biri pazara denk gelmiş de o yüzden bu ikinci pazarı oluyormuş.Kardeşim ben bi hafta geçirdim mayıs ayı içerisinde bu nasıl adalet?Her sene 10 mayıs olsun anamızın günü.Niye ille bir değişkene bağlıyoruz.Hep pazara denk gelsin herkes anasının yanına gitsin de sinbo düdüklü tencere hediye etsin diye mi? İlle pazara denk gelecekmiş,lükse bak biz büyük taarruz zaferini bile her sene aynı gün kutlayamıyorken, vücudunun ona zaten bize vermesi için bahşettiği toplamda 550 cc.'yi geçmeyen sütü haram etmekle tehdit ederek bir ömür bize her istediğini yaptırmaya kalkan güruhun hediye alacağı günün seçimindeki özene bak.(zipzincirleme niteleme zamir tamlaması-türkçeye yeni bi soluk)
Sütümü helal etmem?Hangi sütü sen doğduktan sonra senin beslenmen için vicıdımın meydana getirdiği sütü!!Sanki bana rakı sağıp getirmiş sanki bana bir ömür pastorize süt vermiş gibi...
Sen hiç bi ineğin, sütünü helal etmemekle seni tehdit edip senden çift kaşarlı tost istediğini gördün mü?Hadi hassas okuyucularımızın annelere inek mi demek istiyosun şebek modunda çıkışını hesap ederek şöyle diyeyim sen hiç bir tavuğun o yumurta sana zehir zıkkım olsun dediğini duydun mu? Duyamazsın zaten hz.süleyman mısın sen?


Burdan beni okuyan yedi yaşındaki bebelere seslenirdim ama keremcem değilim allahtan.Hiç kimseyi hiç bi güne alıştırmayacaksın arkadaş.Ben bunu evlilik yıldönümüm için yapıcam mesela.Daha ilk sene ne nolmuş bugün, kim ölmüş moduna giricem.Kaldı ki bu ara evlenmem konusunda baskılar artıyor zaten.İşyerindeki herkes evladım ilk fırsatta evlen ve hemen çocuk yap,bizim meslek insanın beynini yer geç kalırsan çocuğun gerizekalı olur mazallah diye korkutuyorlar beni.Ama bikere evlenmek çok korkutucu ben gördüğüm her güzel kızla evlenmek istiyorum.Kağıt üstünde bunun olabilitesi var(hala ben miyim karamsar) ama evlenince nolcak güzel bi kız görcen onunla evlenmek için önce boşanman gerekecek. Bu cümleyi okuduktan sonra aldatırsın nolcak şeklinde yorumda bulunan okuyucularıma da aslında kendilerinin aldatmaya meyilli olduklarını hatırlatmak isterim.(sizi sizden iyi tanıyorum artık) Konuyu her yazıda bi şekilde evliliğe getirmemin sebebi şu; istiyorum ki bi okuyucum da çıksın godsy hadi evlenek desin ama hep bi aldatmaca, hep buraya gelip yazıyı okuyup gitmece böyle yaparsanız yazımı helal etmiycem bundan sonra.

20110506

"bunaltı"

Sevgili günlük,
bugün cuma,hava yağmurlu,lacivert takım elbise mavi gömlek ve bordo kravatla mülakata girecek aday personel kıvamındayım.Hala 28 ya da dokuz neyse işte o yaştayım.Hala bekarım, hala yalnızım,hala böhüü.Yazacak önemli bişey yok aslında var bugün sivil savunma uzmanı oldum.Bir afet olursa seferberlik ilan edilirse işyerindeki koordinasyon bana ait olacak.Komik di mi bence de.Çömez olmanın en kötü yanı da bu,her işe seni sürüyolar yap,git,uç,kaç... Kendileri hata yaptığında aa yanlış mı olmuş ehi ehi şeklinde güllaç yiyen ramazan misafiri gülümsemesi atarlarken ben hata yaptığımda cık cık ama olmaz ki ,nasıl yaparsın kıvamında yorumlar gelmesinden de bıktım.
Bu sıkıcı sıkıcı olduğu kadar bayık bayık olduğu kadar kekremsi kekremsi olduğu kadar sinirbozucu yazıyı neden yazdığıma gelirsek;68 yaşım için yazıyorum.O yaşa gelirsem ve bu blog kalırsa okumak için.Düşününce çok saçma çünkü, genç sayılabilecek bi yaşta koca bir yirmidört saat adına yaptığın tek şey iki evrak doldurmak.Hayatının bugünlerden ibaret olması.Ben küçükken hep sanıyordum ki ordular yöneticem o olmazsa şirketler idare edicem o da olmazsa karasevdalarda dalgalanıcam falan.Hiçbiri olmadı ya la! Hayatım yapamadıklarımdan oluşsaydı keşke.Gün içinde sıkıntıdan kapının önüne çıkıp dip boyası gelen kızları saymak istiyorum ama burdaki dişi nüfusu yetersiz olduğundan o bile mümkün değil.
Tamam şark oturup beklemenin yeri de Ahmetciğim,neyi?

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP