Bu Blogda Ara

20110625

2506-2011/1

Şahsi bir yazı olacağından okunmasını "salık" vermiyorum aslında. Ben kendim için blog tutan biri olmadım, zira o halde deftere yazardım ama arada sırada insanın kendi kendine not düşmesi gereken şeyler de oluyor.
Bu ara muhasebeyle aşırı içli dışlı olduğumdan, mesleki deformasyon yaşıyor olabilirim ama hayattaki bazı şeyler muhasebe ilmine fena halde benziyor.Şimdi tam da burada bir örnek vermem gerekiyor ama acı acı gülümsemek en iyisi.Bu da beni, birazcık piştiğim konusunda ikna eden elle tutulur verilerden biri olarak kayıtlara geçsin lütfen.Senenin ilk altı ayında olan biteni düşünürken aklım yine aynı kitaba takıldı. Ayn Rand'ın onca kahramanı içerisinde bana her zaman en sempatik gelen g.wynand olmuştu.Harikulade yetenekleri varken bunu olumlu olarak kullanmayan, kimseye de yaranamadım hafız diyerek antikahraman haline gelen wynand benim için hep diğerlerinden daha değerliydi.Her ne kadar günlük hayatta böyle davranışlar içerisine girmesem, bu tarz bi tutumu gönülcağızım kabul etmiyor olsa da: Hakkaten kimsenin sana kendisiyle ilgili bir şeyi "ikinci" kez hatırlatmasına müsaade etmeyeceksin zira ikinci kereler sağlamanın daha sağlamı gibi oluyor -bu da her ne demekse- Dolayısıyla insaniyet köprüsünü yarıladığım kişilerle bile daha ileriye gitmeyip koşar adım geri dönmek, eskiye dair herşeyi acı acı gülümseyerek unutmak... Alınyazımın bana bahşetmiş olduğu mesleği artık cidden öğrenip bana kaderimin oyunu madem bari total futbol oynayalım diyerek erdemli bir çaba yürütmek. Bunalım bocalamasındaki insan davranışının hakkını verelim diye evimdeki herşeyin yerini değiştirmek ve kendimi o kurs senin bu gezi benim diye diye haşat etmek suretiyle hayatımda atraksiyonlara ama adam gibi atraksiyonlara imza atmak yegane dileğim. Tabi bunu yapmadan önce de bi durup düşünmek, düşünürken prozacı fazla kaptırmış it gibi coşmamak ama hac çıkmamış emekli gibi de karalar bağlamamak gerekir diye kendi kendime ayar çekmekteyim. Zira en doğrusu buymuş da haberim yokmuş. Temmuzda Ay'ın bilmem nere girmesiyle burcumun talihi falan da açılacakmış bu da demek oluyor ki herşey çok güzel olacak.Olmasa da vız gelir tırıs gider zaten de bu masum yazı neden bir anda atarlı kentin giderli delikanlısının hipodrom duvarına slogan yazmasına döndü o kısmı hiç anlamadım.Ben kendimi alıp kendime doğru bir tatile çıkarkene sizlere de güzel bir yaz diliyorum.Olağanüstü bir hal olmaz ve herşey norma-ğ-linde giderse ramazanda sekseniki kere tekrar ettiğim "oje orucu bozar mı" başlıklı yazımla karşınızda olurum.Öperim.

20110623

Haybeye Sallamalar

Altı saat uyku yeter insana, fazladan uyuduğum saatler yaşamamak için sanırım. Uyanık kalmanın kötü yanı kendine itiraf etme tehlikesinin hep uyanık olması galiba.Oysa yaşamaktan kaçmak için uyumak büyütmüyor insanı.
Dün gençten bir çocuk öldü,bugün defnettiler.Uyanıkken ölmek de çok zalimce. Sen birini unutarak öldüremiyorken, unutmaya kıyamıyorken birilerinin kanlı-canlı! ölüyor olması hayranlık verici hani nasıl demeli ürpertici bir hayranlık.
Hayran olduğum bir diğer şey de bazı insanların markete gidip ekmek alışını bile mohaç meydan muharebesi (-ki meydan ne alaka la, diğer savaşlar ara sokakta yapılıyor sanki neyse işte) kıvamında anlatmaları. Aslında uykunun işe yaradığı nokta burda başlıyor. Kurduğun cümleler içerisinde "ayy çok eğlendik/ kitaba öylesine kaptırmışımki kendimi/ gülgül öldük" türü şeyler yoksa uyumak güzel şey.
Pavlov zille yemekle uğraşacağına köpeğini dövseydi ve her dayaktan sonra köpek uyusaydı klasik koşullanma diye buna derdim ben.Adam da haklı köpek dövülür mü hiç? Hadi imgeler dünyasında köpek ben olayım da pavlov kim, sebep ne, dayak ne tür bunlar hep muamma.

20110619

Sonra ne mi oldu?

Toplumumuzda suyu çıkmış hikayelerin kahramanları bugün ne yapıyor diye sizin için araştırdık efendim.

1-Sahile vurmuş denizyıldızlarını denize atarak bak bunun için çok şey değişti diyen adam

İşten atılalı 11 ay olmasına rağmen iş bulamayıp deniz yıldızlarının hayatını kurtarıyorum ayağına plajdaki turistleri dikizleyen adam, deniz yıldızlarının hepsini bitirince başına güneş geçtiği için kıyıda oturup kumdan yale (üniverste) yapan çocuğu denize attı.Çocuğun ailesinin şikayeti üzerine ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde müşahede altına alınan adam burada da önüne gelen deliyi pencereden aşağı atıp bak bunun için çok şey değişti diye kahkahalar atınca ıssız bir adaya gönderildi. Burada din olarak budizmi seçen adam ölünce denizyıldızı olacağına inanıyor.

2-Bir sürü deniz yıldızı var hangi birini atıcan hacı diye soran adam

Sorduğu sorunun ardından "bak bunun için çok şey değişti" cevabını alıp bozulan tabiri caizse g.t gibi kalmayı gururuna yediremeyen adam; diğer deli, çocuğu denize atarken yanında olup bi sürü çocuk var hangi birini atıcan la manyak diye soramadığı için kendisini asla affetmedi.Girdiği bunalımdan çıkamayan adam çalışır durumda bıraktığı aracının egzozuna ağzını dayayarak intihar etti.

3-Risk budur diye sınavdan çıkan öğrenci

Bu hikayenin dilden dile yayılmasıyla iyice şımaran öğrenci bir sonraki sınavda yerçekimi nedir sorusunu görünce yerçekimi budur diyerek 3.kattan atladı. Daha sonra da sınavdan çıkmayı hastalık haline getiren öğrenci klostrofobiye yakalanıp sınıfa giremez oldu.Okul yönetiminin kararıyla okuldan atılan öğrenciden daha sonra haber alınamadı.

4-Demokrasi aşığı gazeteci

Gelecek seçimde Orduluların oy kullanma hakkı ellerinden alınsın diye ysk'ya başvuran gazeteci aynı zamanda Tokatlıların oylarının iki oy sayılması gerektiğini söyledi.Seçimden sonra orduya demokrasi tokatı manşeti atmayı çok istiyorum ehi ehi diye beyanda bulunan gazeteci orduluların saldırısına uğradı.

5-Fırsat Borsacısı

Ülke her krize girdiğinde pantolon askısını şaklataraktan miliyorsunuz çincede kriz aynı zamanda fırsat demektir diye beyanda bulunarak kabak tadı veren ünlü analist Çin'in krize girip çıkamamasıyla mesleği bırakmak zorunda kaldı.Boş zamanlarında kırmızı aslında al demektir, siyah dediğin kara renktir, türü iğrenç tekerlemeleri ilahi tarzında söyleyerek dilencilik yapıyor.

Köpek

Neden yazamıyorum sorusu zihnimin bir yerlerinde hep cevaplanması gereken bir soru olarak dururiken; yanıtlarım, hayatım kalmadı ondan sanırım falan şeklinde şeyler oluyordu ama dün gece 2 dolaylarında farkettiğim şu oldu: İlham perim gece geliyor ve o geldiğinde ben çoktan uyumuş oluyorum.Uzun süredir boş-anlamsız-niteliksiz-zaman kaybı olarak nitelendirebileceğim bi yazı yazmanın eksikliğini çektiğimden bugün o konuda çalışmak istiyorum.Konumuz: evet, evet bir konumuz var... husky.
Bugün bu yaratık konusundaki eleştirilerimi yazmak istiyorum.İlk olarak tabii ki yazılışı husky ne kadar zor bir kelime,bir de laboratuar yazarken böylesine zorlanıyorum.Gelelim çevirisine bizde bu ite sibirya kurdu diyorlar vay babam vay.Bu iti sibiryaya atsak acına ölür lan, ne sibiryası ne kurdu allanı seversen.Bir de takık olduğum mavi göz meselesi var.Şimdi bu bir hayvan. E hayvan dediğimiz şey de çiftleşmek için spor arabaya afilli bir mesleğe kaslı bir vicuğda gerek duymayan varlık demek.Güvercin mesela kabarıyor çiftleşeceği zaman aha bu kadar işte.Nefesini tut şöyle bi şişir kendini al sana kuğulupark kavak plazanın damında one night stand.İş bu kadar basitkene senin bir it olarak mavi göze ne ihtiyacın var.Hayır mavi gözün varsa niye köpeksin.Bugün dört dörtlük kızlarımız tay gibi yavrucaklar bile mavi gözün eksikliğini çekerken senin neyine o gözler şerefsiz.Ama mesela kangal öyle mi? Bilinçli bir hayvan kendisi, benim bu dünyadaki amacım koyun gezdirmek yakışıklılık neyime demiş.Karabaşını karagözünü almış gelmiş yavrucak.O zaman biz de onlara lens takıp yeşil gözlü yapalım adını da anadolugurdu koyalım.Tatbikat ismi gibi.Böyle kepazelik olur mu?Sevgili genç kızlarımız ve genç kızlarımızı tavlamaya çalışan damızlık oğlanlarımız.Lütfen bu oyuna gelmeyin elin huskysinden bize hayır gelmez.Bizim yarenimiz bizim dostumuz bizim kıztavlama vasıtamız sivas kangalı olmalı.Lütfen bu ceberrut köpeklerimiz dururken huskynin mavi gözlerine, datlı bakışlarına kanmayın.Zira bunlar hep batının oyunu.
Böyle boşbeleş bi konuyu yazarak ömrümün ondakikasını harcarken şu an bu satırları okuyorsan 3-4 dakkanı da bu boş yazıya harcatmak çok mutlu etti beni.Böyle de sadist yanlarım var.Lütfen hakkını helal et okuyucu.Sağlıcakla...

20110615

Kedi

Hemen konuya gireyim.Ben burda bi kediyle tanıştım.Sokak kedisi göğyağ ama çok akıllı, kediden çok polis köpeğine benziyor.Gel-git-otur-kalk-dur ne söylesem anlıyor yani düşünsene müdür ben şimdi yola çıkıp karşıma çıkan ilk insana "gel" diye bağırsam muhtemelen önce mal mal bana bakıp ne diyon türü başını sallar (türk usulü) ama bu kedi sorgusuz sualsiz geliyor.
Aslında bugüne kadar hayvanları uzaktan seven bi yapım vardı ama bu puşt resmen avrupalarda eğitim görmüşçesine bilinçli bi hayvan.Nerdeyse eve alıcam.Ama şimdi bunun aşısı olacak burada veteriner yok yani var da ben sadece inekten koyundan anlarım dedi.Kaldı ki tüy dökmelerini hiç sevmıyorum,çok müsrifçe geliyor bana.Ayrıca kediye bakmak konusunda hiç bi bilgim yok.
Ben buna sokakta bakmaya devam etsem o da ayrı bi üzgünç durum zira bugün süt aldım diye nerdeyse yedi mahalle dalga geçti benle.Buralarda kedileri tekmelek makbul çünkü.
O değil de napsam şimdi ben lan.

20110610

Tekerrür

" herkesin maskesini çıkarıp atmak zorunda kalacağı bir gece yarısı vaktinin geleceğini bilmiyor musun? hayatın her zaman kendisiyle alay ettireceğini mi sanıyorsun? bundan kaçmak için gece yarısından biraz önce sıvışabileceğini mi zannediyorsun? yoksa ondan dehşete kapılmıyor musun? gerçek hayatta insanlar gördüm, öylesine uzun zamandır başkalarını kandırmışlar ki, en sonunda gerçek mizaçları ortaya çıkmaz olmuş; saklambaç oynayan insanlar gördüm, o kadar uzun zaman oynamışlar ki en sonunda delirip o ana kadar gururla sakladıkları gizli düşüncelerini iğrenç bir şekilde başkalarının gözünün içine sokmuşlardı. peki, sonunda mizacının bir çokluğa dönüşmesinden, açıkçası çok sayıda olmaktan, o mutsuz şeytaniler gibi bir lejyon oluşturmaktan ve bu şekilde bir insanda bulunan en içteki, en kutsal şeyi, kişiliğin birleştirici gücünü kaybetmiş olmaktan daha korkutucu birşey düşünebiliyor musun? doğrusu ciddi olduğu kadar dehşet verici olan o şeyle dalga geçmemelisin"

kahkaha benden yana-
kierkegaard

20110607

Sen Benim kim olacağımı biliyor musun?

-Aslında yazının başlığı türk sinemasında rol almış emektar at'ların adı neden hep yadigar oluyor şeklindeydi.Sonra dedim ki belki hepsinde aynı at oynamıştır.. bu yüzden vazgeçtim.

-Ben bugün luck strike içtim.Ecnebi filmlerinde hep görüp imrenirken bugün nihayet ciğerlerimle tanıştı.Sonuç; damak tadıma hiç uygun değilmiş.Ha unutmadan gençler sigara sağlığa zararlıdır denemeyin.Mesala trafik de zararlı sinir ediyor insanı, evlilik de öyle dırdırdır bitmez bi çile. Sigarayı bırak arabayı sat karıyı kaldır at aha da işte musmutlu bi insansın sonucu çıksa da bundan da emin değilim.

-İkinci paragrafta farkettiğiniz üzere bu aralar fazla kararsızım,gözlerim hep seçimdeki kararsızların dağılımını arıyor ama bu seçimde kimse kararsız değil nedense.Allah da bu kadar kararlıyı bildiği gibi yapsın ne diyim.

-4.5 gündür buraya yazı yazmaya kalkıp vazgeçiyorum.Geleneksel üslubumu değiştirip tumblrlrlrlrl kafasında yazabilirim bundan sonra.Bi kadeh alkol fotosu altına da konuyla alakasız bi kelime becayiş mesela.Ha bu arada gençler alkol sağlığa.. neyse ya .

-Aslında üşenmeyip hayatımı satır satır, kalem kalem yazsam yazacak ne çok şey çıkacak ortaya zira yapmam gereken herşeyi bu yaşta yapmam gerekiyormuşçasına meşgulüm. Bi de batıl batıl inançlar başladı bende.Votka ve prozacla uğur yapıyorum kendime.Tutuyor da la, onlar bünyedeyse her iş yolunda gidiyor.

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP