Bu Blogda Ara

20120329

400

1600 yılların sonunda Fransa'nın küçük bir köyünün oluşmasını sağlayan 450 insan bugün itibariyle bir hayli ölü. Keza "kendilerini hatırlayan olsun" diye yaptıkları çocuklar da öyle.Neden öyle yaşadılar, neyi yapacakken yapmadılar, hangi sevdalardan vazgeçtiler, kimi ne için ne kadar süre aldattılar bilemiyoruz.  Neden o köyden çıkmadıklarını da...
Onlara 400 yıl sonra kimsenin kendilerini hatırlamayacaklarını, korkularının da tıpkı kendileri gibi bir hayli ölü olacağını söyleseydik bile dörtyüzelli insanın aniden köyü boşaltmasıyla ortaya çıkacak bir fransız haraptarı kayıtlara geçmiş değil.
Dünya sınıflara ayrılmış köylerden ibaret.Ve ikibindörtyüzoniki yılında ben ve bu satırları okuyan sen, varsa çocukların bir hayli ölü olacağız.Bunu bilmemize rağmen ben yarın sabah yine mesai'm'de olmak zorundayım,  sen de neyi yapmak zorundaysan onda.
Bir anlam arıyoduk, hayatımızı anlamlandırırsak bu huzursuzluk biter diye bi his vardı içimizde.Bulamadık, belki yoktu.Anlamlı gelenleri düşündük.Benim aklıma dostoyevski geldi.Ama bir kumar cefası dönüşü ona sorma şansımız olsaydı.O, hayatını bir anlama dönüştürdüğünü kabul eder miydi? Sanat hayatına anlam katabilirdi ama herkesin sanatla ilgilenmesi mümkün değildi.
Uzun bir masada oturup konuşabiliriz mesela sen, ben, Dostoyevski,Melih Cevdet ya da iş olsun diye Fatin Rüşdü.Bi güzel tartışırdık sonra, hayatın dayanağı acaba ölüm müydü? Bunla da kalmazdık tabi: Kangren olup ayakları kesilen Halil Cibran'a bir çift kundurayla hasta ziyaretine giderdik.Yağmur duasına çıkan köylülerin içinde şemsiyeyle gelen o lanet olası bir adamı Tanrıya emrivaki olur mu lan diye döve döve öldürürdük.
Belki tüm bunlar aynı bardağı hem küllük hem de bira içmek için kullandığımız bir gecede yaşanır. Görev olmuştur yaşamak o güzelim şiirdeki gibi dünyayı taşıyoruzdur omuzlarımızda.
Belki hala çocuğuzdur. Bazı çocuklar sıkılınca oyuncaklarını kırarmış ben kırmaya fırsat bulamadım.Babam hepsini sobada yakmıştı. Her türlü dumanı içime çekmeye çalışmam,belki bu yüzdendi.Ne yapsak mutsuzluk ama mutluluk da zordu.Hele ki mutlu olduğu zaman ne yapacağını bilmeyenler için.

20120326

***

Kimse gerçeklerle ilgilenmiyor Kemalettin, kendi doğrularına denk gelmediği müddetçe.Ben kendi denklemimi kurarken x'e , x'in istediğinden daha az ya da çok bi değer vermedim.X,Y,Z diye başladığımda pek bir sorun yoktu ama bilinmeyenler çoğaldıkça benim denklemim bozuldu.Şimdi de ben doğruyu ya da gerçeği ya da isteğimi göremez oldum.Hatta burdan bakınca bu denklem bile benim değil.Ne içimi dışımla çarparak bi çözüm bulabiliyorum.Ne çarpanlarımdan ayrılmaya çalışmak bir fayda veriyor, beni zamanında çok pis çarptılar Kemalettin.

Ben denklemi kurarken beni koca bir paranteze aldıklarını bilemedim.Parantez dışında bölünenler,eksilenler falan tüm sonuçları berbat etti.Kimseyle toplanamayan sayıları sevmiyorum Kemalettin ve ne yazık ki var öyle sayılar. Hani biz çocukken cins cins sorular vardı.Bi koyun bi kurt bi bilmem ne, önümüzde ırmak biz kayıkçı kimi nereye geçirirsin türünde, sen kayığınla ilk hangi hayvanı geçirdin bilemiyorum da ben öyle seyahatlerin ta aq Kemalettin. Kimsenin bi yere gittiği yok aslında.Aynı nehirde iki kez yıkanılmıyor tek gerçek bu.Biz de bu gerçeğe  isyan ettik bi kere bile yıkanmadık, bundan o cenabetlik,yoksa bu kadar şanssız olmayı biz istemedik Kemalettin.

Gözümün önünde ölüyorlar, hiçbir şey yapamıyorum.Nedense ben çocukken herşeye gücüm yetecek sanırdım. Hiçbir şey yapamıyorum. Bir şeyler yapmam lazım, hiçbir şey yapamıyorum. Hani çocuktuk, hep vanilyalı pandaya yetecek paramız olurdu.Oturur ayakkabıcı Kamil'in çırağı Bülent ağbiyle konuşurduk. Kafayı bulmak için en iyi yöntemi anlattığı günü hatırlıyor musun? O zamanlar bir gün anlatıklarını uygulayarak teselli arayacağımı düşünmezdim. Tanrının, ev ödevlerini ihmal etmeyen öğrenci gibi hazırlandığını bilmiyordum o zamanlar.Bugünleri görünce anlıyor insan o muhabbetlerin nedenini.Tanrının seni hazırlamadığı hiçbir şey başına gelmez diyenlerle neden hep en kötüsünü düşünüyorsun diye soranların aynı insanlar olması ne ironik.
Nedense ben çocukken herşeye gücüm yetecek sanırdım.Hiç gücüm kalmadı Kemalettin.

20120322

Şimdiki gelecek zaman

Cuma akşamı şehriye çorbası içiçem.İçinde insanların olduğu evde.
Cumartesi Kemalettinle buluşacağım.
Akşamında uykusuzla kafa çekeceğim.
Ankarada yaşıyormuş gibi hissetmek...
Ulan nasıl özledim.

20120321

Tumblrlrlrl' de yazma kuralları

1-Herkes için anlamsız iki dize.
Örn: Havaalanı bomboş/
       Mevsimlerden hacışakir

2-Fotraf: Kızın memeleri gözüksün yanında da oğlan olsun ama pis sakallı mutlaka.
Altına yine tuhaf bi cümle ekleyin.
Örn:Şefdağli olsa da yeseydik, bursa da çok hızlı büyüyor.

3-Şarkı:Ecnebi olsun,gadın olsun,hareketli olsun mutlaka.

Sonra da vur likethisin gözüne bu ne la!

20120319

Alfa metil fenatilamin

Ömrümüz de lokantalarda bi başına mercimek çorbası içerek geçti Kemalettin.
Gerzek deyimlerden çekip çıkar mercimeği.Mercimek bildiğin yalnızlık la.
Boşvermişlik mercimek, kendinden vazgeçmişlik.En sıhhatlisi aslında pozu verirken, şehriye çorbalı sofralara geç kalmanın tadı mercimek.
Belki mercimek sadece mercimektir Kemalettin.Benim canım sıkkın.
Hani hastane yokuşunda sadece plastik çiçek satıp tabelasına çiçekçi yazdıran bi plastikçi herif vardı.Vitrininde bi musluk güya su akıyor öndeki küçük havuza.Sonra çiçekçi çukulatacı tuhafiye ne kadar ibiş dükkan varsa hepsi vitrinine bu "musluk şelaleli" süslerden kondurduydu.Bazen onlar gibi hissediyorum kendimi.Güya akıyorum Kemalettin hep akıyorum, bildiğin devir daim yapıyorum.
İnsanın mutsuzluğuyla mutlu olması tuhaf.Ama bazılarımız için gerekli.Ne hüzünlü kalıcak kadar bi istikrara sahibimiz ne de her halttan bi mutluluk çıkaracak halimiz var.
Burda günde ortalama sekiz sala verildiğinden midir yoksa sülalemin %85'inin hastenelerde tahlillerle boğuşmasından mıdır bilmiyorum ama ölümü düşünüyorum sık sık.Hayattaki en nadide eserim bi pencere pervazına han duvarlarından bi dörtlük kazımam sanırım.
Bu arada fotraftaki kim dersen hayatını pencere pervazları dışındaki şeylerle ilgilenerek geçirip anlamlı kılabilmiş biri.

20120315

Bi'sey olacak

Bişey olcak bak.
Böyle kalmayacak göreceksin.
Sen abartıyosun,illaki bişey çıkacaktır.
Bla bla..

Başkaları hakkında konuşurken ne çok umut ediyor insan.Ne çok sık duyuluyor bu cümleler.Hele ki herkes için başkasıysan.
Dünya iyi şeylerin olması için çok da uygun bi yer değil aslında.
Ha bişeyler olmuyor mu? Oluyor elbet, bi kanser haberi daha eli kulağında bekliyor mesela.Sanki sen salak salak dolaşırken,eğlenirken,yemek yerken,düşünürken her yanını çaktırmadan alçıyla dolduruyorlar.Sonra gün geliyor suya boğuluyor ortalık.Yağmur yağıyor,birileri ağlıyor bla bla.
Sen de donup kalıyosun.Alçıya alınmışsın gibi kalıyorsun.Yüzün o an ne şekildeyse sinirli,karamsar,acımasız,.. umursamaz,sıradan,boşvermiş... o an hangi haldeysen hep o halde kalıyorsun.Kırıklarını kaynatmak için değil, kırıkların kırık kalsın diye alçılanmış gibi.
Koşamıyorsun.
Gitmek istemediğin yere yürümek, varıp kurtulayım derken yolları bitirememek... yok o kadar da hüzünlü değil.Bunaltıcı,gereksiz,anlamsız sadece.

20120314

?

Sanki bütün bir ömür sadece bir günü anlamaya yönelik.

20120312

Migfer


Bu tür fotoların genel bir adı var mı bilmiyorum fakat benim ilgimi her nedense fazlasıyla cezbediyor. Na bu sitede de fazlasıyla var merak eden olursa.Belki bir gün ben de blogda bu şekil cicişlerimi gösterebilirim.

20120309

Aşk Datili

Yine yeni yeniden Adanadayım.Sevgilimin yanında detokstayım.Ha bu arada bi sene oldu sanırım her fırsatta adanada soluklanmaya başlayalı.Çol çocuk pışpışladığım abuk sabuk şeylerden sonra nihayet doğru düzgün birini buldum.Emin olmadan da bahsetmek istemedim açıkçası.Şimdi eminim.Gözlerinizden öperim.Sevgiyle kalın insan kalın.

20120307

Muska

....
Birdenbire yapayalnızsanız her yerde

Ve bundan korkuyorsanız
En küçük şeylerden bile. Örneğin birine saati sorsanız
Karşıdan karşıya geçseniz bir caddede
Sesinizi alçaltıp dikkatle bakaraktan çevrenize
Biriyle bir şeyler konuşsanız
Ve her gün kitaplar, dergiler alsanız. Postacı her gün mektup getirse
Sözgelimi bir resmi dairede
Fazlaca oyalansanız
Şöyle bir iki otobüs kaçırsanız üst üste, neden olmasın
Kaldı ki, hiçbir şey yapmasanız bile
Tuhaftır
Sanki herkes kuşkuyla bakacaktır yüzünüze.

Ve işte bir lokantaya girdiniz, garsonla çene çaldınız
Şarapla yiyecek bir şeyler söylediniz, hepsi bu kadar

Biraz da güldünüzdü aklınızdan geçen bir şeye
Ya gülünç bir olaya, ya önemsiz bir söze
Ama az ötede düğmeleriyle oynayan
Ve yiyen tırnaklarını bir adam
Duraksız sizi izliyordur belki de.

Ya da bir dernekte üyesiniz, azıcık mutlusunuz
Ya da küçük bir memur bir banka servisinde
Durmadan suçlusunuz
Durmadan suçlusunuz
Durmadan suçlusunuz ve artık kendinizi
Gücünüz yok ödemeye.

Giderek siz oluyorsa bütün bir kalabalık
Yüzünüz yüzlerine benziyorsa, giysiniz giysilerine
Ansızın bir hastanın kendini iyi sanması gibi
Gücünüz yetse de azıcık bağırsanız
Bir yankı: durmadan yalnızsınız
Durmadan yalnızsınız.......

Edip Cansever oku Kemalettin.Tanıdığın herkesin senle ilgili hayal kırıklıklarını atma yüreğine... Gönlün bol biliyorum ama,kimsenin yüreği bu kadarına yetmez galiba.Ordan burdan taşar Kemalettin.Vücudun sana ihanet eder, haksız da sayılmaz.Hiç yer kalmaz Kemalettin: sevmeye,umut etmeye, yaşamaya hiç yerin kalmaz.
Bağıramazsın Kemalettin, bağırırsan kırılırlar.Yapmayın etmeyin diyemezsin.Bir de bakmışsın kendi kendine tüm kemiklerini kırmışsın.Kendi etti çeksin derler.Çekerim sanma Kemalettin, bilirim epeyce yiğitsin
de
taşı delen damlaların sürekliliğiymiş ya hani o hesap, yiğitsin dedik ama o kadar da değilsin. Herşeye katlanmanın en kötü yanı nedir bilir misin? Herşeye katlanıyorsun diye hep katlanıcaksın sanırlar. Önce ikiye katlarlar seni,sonra dörde.Bağıramazsın Kemalettin, bağırırsan kırılırlar. Sonra bir bakmışsın ölüm gelir, yiğitsin ya Kemalettin ölmeyeceğinin ispatı olacak bi oyun gibi gelir. Sonrasını henüz ben de bilmiyorum.Bugün bi kağıdı kaybettim, aman boşverin dedim.Ben o kağıdı kaybetmedim Kemalettin, oyunun sonunu merak ettiğimden öyle söyledim.Sen bari kızma,hem hırsız bile evine kadar kovalanmaz ki ama.Hele ki o hırsız bugüne kadar hep kendinden çalmışsa...

* *


Senin bu gördüğün,benim gördüğüm en güzel 5 şey arasına girer Kemalettin.Ama kopyası bile nerdeyse bi maaşım kadar.Ben hem aptal hem bahtsız bir tüccar gibiyim gerçi; Edeceğinden çok ödediğim onca şeyin yanında fazlasıyla hakediyor bence.Sanat bu yüzden güzel Kemalettin, baktığında ne kadar ödemen gerektiğini biliyorsun.
Sanatsal bi çalışma olsan sen ne olurdun Kemalettin? Bence her insan bunu düşünmeli.Ben bi kamyon çamurluğu olurdum. Canın Sağolsun yazılı.

20120305

05032012

Düşünüyorum Kemalettin,artık senin olmaması gereken bir şeyi bırakmadan önce böyle bi kıymetlenir ya. Öyle bi kıymet hissiyle düşünüyorum.Çok ve uzun zamanlardan beri düşündüm.Sakin sakin düşünebildiğim için sevdim otobüs yolculuklarını,uykum yokken yatağı boylayışım hep daha iyi düşünmek için oldu.Ve sanırım artık düşünmek istemediğime karar verdim.
Bilirsin beni hatıralardan hoşlanmam,anı diye sakladığımız şeyler üstünden yeteri kadar zaman geçtiğinde kötü anıların belgesi haline gelir ama bazı şeylerin kaydını düşmek gerekir.

Geçen, bizim müşterilerden Hakkı amca ölmüş.Sapasağlam adamdı, ölmüş.Çok da güzel söverdi, ölmüş. 
Biz de ölücez Kemalettin.Ben mesela lanet gibi neyi sevdiysem ondan ayrı düştüm. Ankaraya aşıktım 6 milyonluk şehirde iş bulamadım.Rakıya aşıktım, ne zaman içsem doktoru boylar oldum.Vesaire vesaire...
Olmuyor Kemalettin,dünyadaki tek manalı cümle bu, olmayınca olmuyor.
İş bu haldeyken bu çaba niye? Benden buraya kadar Kemalettin.Olması gerekseydi bu zamana kadar olurdu. O kadar net ki herşey, o kadar zavallıca ve en çok da bomboş.Bi gram üzüntü bile hissedemiyorum.
Hesapça dün,
yaşadığımız son gündü.

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP