Bu Blogda Ara

20110325

Artık

Arada sırada bloguma bakıyorum.Yandaki james dean'e onun altındaki aptal profil yazısına falan... Sonra kendime bakıyorum.Artık kaybetmek heyecan yaratmıyor bende zira kaybetme eşiğimin ne olduğunu öğrendim.Artık kendimle dalga geçesim de gelmiyor,zira kendimi pek düşünmüyorum epeydir. Herşeyle dalga geçmeyi de bıraktım,aslında her şey benle dalga geçiyormuş.

Kötü bi işim var,ama iyi bi işi olana rastlamadım zaten.İşimin en güzel yanı evim.Gülmek zorunda değilim,konuşmak zorunda değilim,sulu yemek yemek zorunda değilim,düzenli olmak zorunda değilim.

Kitap okumuyorum artık ki bence bu çok güzel bişey.Kendimi geliştirmekten ziyade gelişme isteğimi durdurmak daha mantıklı.

Melihat Gülseslerle,Safiye Aylalarla doldurduğum bi listem var.Her akşam onlarca sigara eşliğinde hiçbişey yapmadan bunları dinleyip duvar seyretmek bence bişey.

İltifatmatbaasına bakıyorum bazen,farkettim ki ben öyle bi aşık değilim ya da artık değilim. Sevgililik fikri bana çok anlamsız geliyor.İki insanın birbirini aynı anda sevme fikri çok ütopik zaten sevgililik de o iki insanın bu durumu anlayana kadar yaşadığı travma...

Artık bişey olmayacak.En güzel yanı da bu.Hayatımın en merak ettiğim sorusu mesleğimdi öğrendim.Acaba ilerde fikir değiştirip evlenir,çoluk çombalak işlerine girer miyim diye merak ediyordum.O kadar güzel bi kafaya asla sahip olmayacağımdan da eminim artık.Ve iki ay sonra zaruri masraflarım çıktıktan sonra bile ayda onbeş adet 35'lik almama yetecek maaşım olucak.

Vesselam;
Bence artık yazmama gerek kalmadı.

20110317

otobiyografi

perşembe 19:10
Cümlelerime baktım biraz önce ve sanırım gerekli olmayan cümleleri kurmakta ustayım. K0nuşmak olarak sanıla gelinebilecek sesler çıkarmaktayım.Ama vurgular bi tuhaf,ton bana ait değil gibi.Gerekli olduğuna inandığım cümleleri duyması gerekenler sağır olduğu için kekeleyip durmaktayım.Hem bu cümleleri duyacak kadar gerekli, hem sağır olmayanlar ise çok uzakta; bağırsam da sesimi duyuramamaktayım. Eşyalarıma baktım biraz önce ve sanırım hepsinin yegane özelliği herhangi bir hatıra barındırmıyor olması.Ve sanırım daha da kötüsü artık hatıra olacak herhangi bir şeyin asla bir eşyaya sinecek kadar 'çok' değer barındıramayacağına inanmamaktayım.

cuma 02:20
Ve sanırım yedi ay kadar oldu.Bu sürede ben içimde 1710 mg.zifir,215 mg.nikotin,2200 mg.karbonmonoksit,800 cl. alkol biriktirdim.(kafeinin muhasebesini tutamamaktayım)Yine de bunlar beni niye sakinleştirmiyor diye düşünüp durmaktayım.
Ve sanırım bazen çok susuyorum ama aylardır su içmiyorum.Çay,kahve,kola,bira,soda içip her nedense kuduz gibi su'dan korkmaktayım.Ve sanırım bazen çok özlüyorum.Ama her nedense neyi sorusunun cevabını bir türlü bulamamaktayım.Asla inanmıyorken ve tam da bilmenin hatırlamak olduğu fikrine inanmaya başlamışken hafızamı kaybetmiş olmanın hüznünü yaşamaktayım. Melodisini duymadan sözlerini hatırlayamayacağım bi şarkı gibi bazen,ıslıkla bana melodiyi duyuracak herşeyden uzaktayım.

bazı salılar
Çok komiksin derler.Çok komikler çok kaçanlardır diyemem.Tüm konuşmaları ezbere bilirim.Yine de bazı konuşmalar ansızın hissettirir.Örneğin babamla konuşurken anlamıyorum bazen hani bana hayatlarını bilmek istemediğim amcalarımdan bahsederken sanki arpa'nın hangi bölgelerimizde yetiştiğini ezberlemediğim için hayatımız boyunca tüm konuşmalarımız bu şekilde geçecek diyormuş gibi geliyor ama dedim ya sadece bazen.Ya da hangi her'in birleşik hangisinin ayrı yazılacağında kararsız kaldığım için yarım kaldı unutamadığım 'tek' aşklarım.

2005
Yıllar boyunca yaptığım her şey gereksizmiş sanki.Sevdiğim kadınlar benim tarafımdan sevilmese de olurmuş,öğrendiğim şeyler nisyan ile malulmüş.Ve şimdi burda -ki aslında buralar gibi olan pek çok yerde Ahmet Hamdi okunmamalı mesela.Kaplumbağalara terbiye vermek dersen o da kimsenin aklından geçmiyor.Şeyhler dervişler kıysa da nikahını üremediğin sevişmeler günah.Ve buralardaki hiçkimseler kim olduğunu kendine soracak kadar yaşamamış. Ve gidebileceğim son yer bura.Ve sanırım her sanmak hep aldanmak.

sabah
Ve ben: mutluymuş gibi sanmak, zihnimi acıdan uzak tuttuğu için;hayatımın çoklarını böyle geçirdim.

20110314

Mart 2011

Okunan çok değerli kitaplar, büyük bir merakla izlenilen kült filmler,iki hafta içinde inceleyip düzeltmem istenen yedibin dosyayla uğraştığım mesai saatleri,alamadığım kadro,giremediğim sınav,gidemediğim şehir,arada sırada kendimi düşünürken yakalayıp beynimi yeniden boş bir levhaya döndürme çabalarım,yüklüğü kalmaması gereken geleceğin gözlerime yapışan sakız haline gelmesi vs.
Çocukken bende "içinde ne var" takıntısı vardı.Taşın içinde ne var diye saatlerce parçalamaya çalışır her oyuncağı/hediyeyi içinde ne var diye mahvederdim.
İlk paragraf da sanırım hayatın içinde ne var sorusunun cevabı.O da taş gibi bişey,debelendiğinle kalıyorsun içinde bişey yok.
Çoğu zaman geçmiş bende mide bulantısı yaratsa da bazen çocukluğumda babamın büyük ütüyle yaptığı tostları yiyerek ceyar olmayı istediğim günleri özlüyorum.

20110310

Facebook Değişikliği

Facebook adresim değişti ey okuyucu kitlesi yeni adresim işte katılımlarınızı bekliyorum.
http://www.facebook.com/?ref=home#!/profile.php?id=100002140487175
ya da burdan

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP