20090719

Angaranın manyaayım,paranoyağın....

Kimsenin blog yazmaya vaktinin/halinin olmadığı şu günlerde: sefasını sürdük(o neyse artık)cefasını da çekeriz mantığıyla yazmaya devam etmekteyim.Aslında benim de beynimi bi kavanoza koyup,buzluğa yatırasım var.Ama tıp o kadar gelişmedi henüz.Hatta bence en az gelişen ilim tıp ama konumuz bu değil elbet.Bu cümleden sonra haliyle bi konumuz olduğunu düşündünüz ama yok, var aslında (karar ver ulan) konumuz paranoyaklığım.Durakta halk otobüsünün kapısına nerde denk gelirim diye hesapla,gölgene bak ve otobüsün hangi tarafına oturacağını hesapla.Posta kutusunun anahtarı ve kapının üstünde pek kullanılmayan ikinci kilitin anahtarı yalnız sende olsun.Pek az insanın haberdar olduğu ikinci bi hattın bulunsun,aileye çaktırmadan alınıp acil günler için bekletilen fazladan bir kredi kartı.Kartın ekstresi için gösterilen başka bir adres.Pattadanak ölürsem ihtimaline karşılık bazı telefon numaralarını bile sadece ezberimde tutuyorum.Pc de benim için önemli hiç bir şeyi bulundurmuyorum.O önemli şeylerin hepsi usb bellekte, o da kimsenin bulamayacağı bir yerde zulalı halde.Kritik önemli durumlar için çok gerekmedikçe asla dokunmadığım bir şişe kanyak-bir paket sigara dolabımda yatar halde.Nasıl bir manyaam lan ben diye düşünmeden edemiyor insan.Ansızın ölüp gidersem ailemin daha sonra aaa-aaaaa-aaaaaaaa diye tepki vermesini istemiyorum. Beni hep melek gibi hatırlasınlar istiyorum tabi küçüklükten gelen arsenlüpen-james bond takıntısı da eklenince ve her işimi kendim görüyüm ensem kapvekaskalın olsun mantığı da bünyeye nüfuz edince bu manyaklığım için hafifletici nedenler olabilir.Üstüne bir de şanssızlığımı eklersek ki bu süreç doğal bi şekilde gelişti.Bişey yapmam gerektiği zaman beynim kendiliğinden o işi neyin engelleyebileceğine dair bir Z raporu sunuyor hemencecik.Her türlü olasılığı hesaplıyorum.Yıllarla birlikte bu artık otomotikleşti.Kaç insan bilmediği biyere gideceği zaman google earthden güzargah belirler üstüne bir de bi aksilik olursa diye alternatif bir güzergah seçer.Sanki G-7 zirvesine gidiyorum.Birisiyle 10 saniye konuşsam,üstündeki her ayrıntıyı sayabilmem için yeterli.Dersanedeki sınıfımda hangi kız en çok hangi rengi seviyormuş diye sorsalar ezbere sayabilirim.ve büyük oranda başarı elde ederim. Kullandığı defterler,kalemliği(evet hağla),giysileri.. beynim kendi kendine fişliyor insanları.Dinlerken de böyle hangi kelimeyi kullandı,hangi konuda hiç konuşmadı,ne zaman sohbeti başka tarafa çekiyor. Beynim bu kadar gereksiz işle uğraşınca gerekli olan mevzulara hali kalmıyor.Gereksiz bilgi manyaklığı bende hep vardı zaten.Daha bir ay olmadı ama Amasya genelgesinin maddelerini unutmuş haldeyim.Ama kpss sınavına girdiğim okulun önündeki marketin telefon numarası aklımda.Bu nasıl bi gerzeklik ya."Duramadım" başlıklı yazıma doris yorum yazmıştı.Kendi kendine mesaj gönderiyorsun farkında mısın diye.Mecburum çünkü beynimin tüzel kişiliği var lan resmen.Bana önemli gelen şeyler paşama önemli gelmiyor.İşin sonunda ızdırap çeken gene benim.Ben hiperaktiflerde dikkat dağınıklığı var diye biliyorum ama dünyanın en kaplumbaaaa yaratılışlı insanı olmama rağmen,dikkatten eser yok.Hatta peder beni genelde arabada pek konuşturmaz,dikkatimi dağıtıyorsun diye. Şimdi ben bu satırları yazarken başımdaki yeni belayla uğraşıyor,alternatif senaryolar üretiyorum.Mübarek kandil günü bir tek duam var.Allam kaderde akıl hastanesi varsa uğraştırma beni,bir an evvel girmeyi nasip et.Ha yoksa şifa ver.osmanlıdaki şifahaneleri örnek alıp banyoda musluğu açıp su sesi dinliyorum ama geçmiyor valla.Aksine daha asabi oluyorum.

11 kişi karşıladı;:

gereksiz adam 19 Temmuz, 2009 16:20  

Akıl eğlenceyle ve ilgiyle karşılanan bilgileri akılda tutabilir daha çok. Demek ki marketin tel numarası amasya genelgesinden daha akılda kalası gelmiş ki sana, aklında kalmış. Birde yaptıklarını olağan dışı sayma, neleri var bu dünyada..:)

ya da kimsenin bilmediği, bilmesini istemediğin bi gizli yanın var, ondan bu bazı kendine has saklambaçlar... iyi bilirim bu duyguyu...

godsyndrome 19 Temmuz, 2009 17:47  

gereksiz adam:işte niye daha akılda kalası geldiğini bi çözebilsem :)

ne ben olabildim ne de başkası 19 Temmuz, 2009 21:56  

waauwwww süper bence tüm bunlar.

delileri hep sevmişimdir zaten:P

godsyndrome 19 Temmuz, 2009 23:26  

hopçikiyaya:uzaktan öyle duruyor, sen bi de bana sor :)

bi dost 19 Temmuz, 2009 23:55  

benimle ilgili ne hatırlıyosun :PP gibi salak bi laf etmiycem tabi ama, edesim gelmedi de değil. hehe tamam tamam:)

o paranoyaklık bende bazen sadece aklıma esmek suretiyle oluşuyor, şu günlükleri mektupları saklayayım, yırtayım atayım diyorum, ama sonra unutuyorum.. ölsem arkamdan fatiha okumayacak babam, kalayı basacak biliyorum. sağlık olsun :D

godsyndrome 20 Temmuz, 2009 03:15  

bi dost:yapmaz be,baban öyle biri değil :d

BlahBlah 20 Temmuz, 2009 09:11  

wohoo! apık sapık şeylerle beynini dolduran bir tek ben değilim! ortaokul arkadaşlarımın okul numaralarını, arkadaşlarımın dosyalarını bile aklımda tutarken annemin 2 dakika önce dediği "ekmek al" lafını unutabiliyorum.

insanı biraz da paranoyak olması hayata hazır tutuyor. ben seni takdir ettim.

bana bi imzanı versene!

godsyndrome 20 Temmuz, 2009 10:53  

Blahblah:Sen de bana bi imza ver hatta imzalarımızı defter gibi bişeye atalım.Var ya hani şu büyük,kırmızı,belediyeye ait defterler ;)

BlahBlah 20 Temmuz, 2009 11:23  

önce bi kan verelim bebişim :)

godsyndrome 20 Temmuz, 2009 11:27  

Blahblah:Tamam ne zaman gidelim, hangi gün uygunsun :D

...caşilo... 20 Ekim, 2009 11:03  

oha inanamıyorum :) tek paranoyak kendimi sanıyordum galiba :) neden bu kadar inanamadım ki?

ama bazen o güneşin geldiği yeri tama tutturamıyor ya insan... en sinir bozucu şeylerden biri de o :)

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP