20080913

İngilizce ve ben/Nato kafa nato mermer

İngilizceden niçııın nefret ediyorum?

Bugün bu sorunun yanıtını arayacağız ey okuyucu? Latinceye bile merak duyup, internetten araştırma yapan bu çocuğu çağımızın Latincesi olan İngilizceden uzak tutan sebepler nelerdir?
Hem lisede hem üniversitede hazırlık okuyan bu çocuk neden Anıtkabirden iki turist kız kaldıracak(öğğ ne tiksenç bir tabir) kadar İngilizceden yoksun?
İlk sebep aptal olabilirim ki bu durumda zaten yapacak bir şey yok.O yüzden bunu pas geçelim.Geçmişi bilmeden geleceği yorumlayamazsın demişler gelin bu bahtsız bedevinin gençliğine dönelim.

Ortaokul yılları:
İlk İngilizce dersim hocanın sınıfa girip masaya bile oturmadan tahtaya S+V+O yazıp hadi cümle kurun demesiyle başladı.Teyze burası varoş semtindeki bir devlet okulu sen bahçeşehir koleji mi sandın?Burda Hz.Ömer’i peygamber,Pisagor’u patetes cipsi,Kaşgarlı Mahmut’u tostçu olarak bilen öğrenciler var.S+V+O yazısıyla anca küfür uydurur buradakiler demek istedim,diyemedim.Ayrıca çok çirkindi ki ben eğer hoca güzel olmazsa o derste hiçbir şey yapamam,sapıklık değil efenim prensip meselesi.Üstelik çok da kabaydı."Ağzınıza mezar toprağı dolsun,oraya gelir sana o kitabı bir döşerim mal gibi kalırsın" ve daha bir çok edebi sözü her ders duyardık.Bu kadından öyle bir tiksindim ki bütün bu nefreti İngilizceye de yansıttım.Üstelik 3 sene boyunca aynı kadın geldi.Dersin olduğu gün dilencilere sadaka falan veriyordum.

Süper lise/Hazırlık
İngilizceden nefret ederken Süper liseye gitmemi mazoşistlik olarak görmeyin.Olay tamamen Süpermen gibi adamım o yüzden süper liseye gideyim diye maceraperest bir kariyer planı yapmamdan kaynaklandı.Bu sefer başka bir bağyan geldi ama o da aynı ören-bayana benziyordu. Üstelik küvette boğulacak kadar kısaydı.Tahtanın yarısını kullanırdı.Neyse bırak prensipleri de çalış dedik. Bir ara rüyalarımı İngilizce görmeye başlamıştım.Öyle sıkı çalışıyordum.Ama bizim hoca hamileymiş. Bir gitti,bir daha da gelmedi.

Üniversite/Hazırlık
Hayatımda gördüğüm en rahat okuldu.Sene başında müdür muavini sınavlar falan yalan sene sonunda final olur ondan 70 alan geçer.Zaten 100 sorunun ellisi hikayeden çıkıyor dedi.Ben de sezonu kapattım haliyle.Sonraki yıllarda da sevgili hocamız İngilizce bilmeyen bizleri toefl’a hazırlama derdine düştü.Mr.Brown’ı seaside’a götüremiyen insanlar toefl’a hazırlanır mı hiç?Herkes çakınca,notları bol tuttu.DD ile yırttık.

Sonuç
İngilizce yolunda ömür tüketmiş arkadaşlarım var.Odtü’nün kursuna git,erasmusla Kenan illerine git,onu yap,bunu yap.Konuşabiliyor musun diye soruyorum.Konuşuyorum ama tam istediğim gibi değil diyorlar.Bence bizim ülkedeki öğretme işlerinde bir sorun var.Üstelik öğrenince de unutmamak için bişeyler yapmak lazım.Kısacası (ne kısası roman yazdım)böyle işte. Ama bir gün mutlaka…

2 kişi karşıladı;:

hülya 21 Eylül, 2008 12:18  

ören bayan mı?güldürdün beni...

"ingilizcem yeterli değil" diyenlerin "yeterli" kelimesi ile neyi kıstas aldıklarını gerçekten merak ediyorum.

neye ve kime göre yeterli değil + yeterli olması için kişi ekstra n'aptı?

anadilim gibi gibi ingilizce konuşmak istiyorum diyorlar ama anadili Türkçeyi konuşamıyorlar...
var bu işte bir gariplik.
elbette eğiticilerde ve eğitim kurumlarında da hata olabilir ancak
ben öğrencilerin de ingilizceye olumsuz önyargıyla yaklaştıklarını düşünüyorum.

isteyen öğrenir.

eğer kişi bir işi çok iyi yapıyorsa,bir başka işi de o iyilik de yapAmaması için hiç bir sebep yoktur.sadece bunun farkına varmalı,nasıl daha iyi yapabilirim diye kaynakları araştırması gerekli...zaten "çok zor bu ingilizce" diye yaklaşan öğrenci 1-0 yenik başlıyor !

neyse,derin konu bu...

godsyndrome 21 Eylül, 2008 15:49  

İsteyen öğrenir konusunda kesinlikle haklısın Hülya senin hesaptan ben İngilizceye 8-0 yenik başladım:)Yeterli kısmına gelirsek felsefi bir tartışmayı ingilizce olarak ve de tıkanmadan yapmak benim için yeterli demek.Uçtum yine ama böyle işte...

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP