20130131

ikibinonüç


Blogun bu halini çok seviyorum aslında.Bakımsız bahçe misali ama yazmam gerek sanırım.Çünkü kimse birbirinin aynısı değil.Telefonda arkadaşlarımla "göğyaa" dertleşirken gelen bebek sesleri ve @kayınpeder şeklinde özetlenebilecek durum belirtmelerinden sıkıldım.Kimsenin öldüğüne inanmama safdilliğinin üstüne çocukluğunu bildiğim insanların bebekleri olmasına da inanamıyorum sanırım.İstisnalar var tabi, benim beynimin kaidelerini bozan, lakin konuyla alakasız.

Yeni yılın ilk ayı pek hayırlı geçmedi benim için zaten ben hep 480 aydan oluşan tek bir yılı yaşıyormuş gibi hissediyordum hesapça yüzyirmi ay içinde karaciğerim istifayı basacaktır.Lakin konuyla alakasız. Yaşlandım epeyce bunu da sabırsızlığımdan anlıyorum.Artık istediğimde olmayan hiçbirşeyi beklemiyorum.İşin kötü tarafı hiçbirşey istediğimde olmuyor.Beklemek gençlikte daha zararsız geliyor insana oysa şimdi biliyorum ki beklediğin şeyi gözünde büyütüyorsun, kavuştuğunda büyük olan tek şey hayalkırıklığı oluyor.Çok şükür kırılacak hayalimiz kalmadı.Geçmiş zamanın birinde bir parkta oturuyorum -ki ne zaman başıma boktan birşey gelse ben illaki bir parkta olurum.Birden anladım.Anladığım şey aşkım için hiçbirşey yapamayacağımdı, kibirin feriştahı vardı o zamanlar bünyede, ben bir işe olmaz dersem kişiliğime ayıp olurdu. Olmaz denilen her iş; olacağını göstermem gereken bir iş gibi geliyordu kulağıma.Lan dedim ne yapsam olmayacak. Çok zoruma gitmişti o zamanlar.Görmem uzun zaman almıştı.(çok uzun) Şimdi daha net, daha çabuk görebiliyorum olmaz işleri. Daha kolay kabullenebiliyorum.Ve nihayet pervasız bir insan oldum.Doğuştan gelen bir özellik olmadığında, edinmek için en çok bedel ödemeniz gereken huy pervasızlık sanırım. Toki taksidim yok, gazını çıkartmam gereken bebeğim, bayramda gidilecek kayınvalide, atılmaktan korktuğum bir iş vs. ve pervasız olduğunda karşındaki kim olursa olsun, biraz üstten konuşunca siniyor insanlar.Bu en çok işyerinde başıma geliyor.Birileri beni atmakla-sürmekle tehdit etse diye kaşınıyorum resmen ama hep alttan alıyor karşımdakiler. Belki araya araya belamı bulacağım düşüncesi akla gelebilir ama her belanın mevlayı bulunca geleceğini bilecek yaştayım.Gözüm kesiyor diyene şiddetle tavsiye ediyorum. 

Tüm bunları niye yazıyorum.Biraz önce bloga girdiğimde Mayıs 2008-Ocak 2013 diye birşey vardı.Mayıs 2008'i düşündüm.O tarihten beri olanları, kendimi vb. Bir hayatımız vardı piç ettik.O kısmın idrak işini epeyce önce hallettik ama zaten kaybettiğin ( bu kaybetmek kelimesinden de nefret ettirdiler gerçi) birşeye bu kadar tutulmamak gerekiyor. Kazanamayacağın birşeyi kaybetmekten hangi ara bu kadar korkar olduğumuzu da bilemedim gitti.
Ben annemin mürvetini göremeyeceği tek oğluyum.Ben beni seven kızın hiçbir zaman kocası olmayacak sevdiğiyim.Bulaşık yıkarken ıslıkla çalabilecek kadar kürdili hicazkar name biliyorum ve Edip Cansever okumak yetiyor bazen.Neşet Ertaş'a ne zaman denk gelsek çakırkeyf olacak kadar rakı mevcut dolabımızda fazlasını isteyip ibnelik yapmanın lüzumu yok.Güzel yaşadık!

3 kişi karşıladı;:

murdum-erigi 04 Şubat, 2013 15:39  

Benim de son 2, bilemedin 3 sene bekar arkadaş kontenjanından yemem, yalnız olmadığım halüsünasyonuyla olan ilişkimde son düzlüğe girdim. Kaçınılmaz sonlar bir değil ki müdür. Halbuki bize öyle dememişlerdi. Ben bu işe turup sıkarım hacı.

Neyse ki okunacak kitaplar, izlenecek filmler ve dinlenecek müzikler hiç bitmeyecek, tek teselli o.

Hee bi de sen yaz müdürüm :)

zeynep koçbeker 04 Şubat, 2013 17:20  

hoşgeldin;)

Godsyndrome 04 Şubat, 2013 22:02  

mürdüm:sen de yaz (daha çok)

zeynep:hoşbulduk

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP