20120502

/

...Herkesin acıları vardı.Kime bişey söylesen sana kendi acılarıyla yaklaşıyordu.Dertleşmek dediğin şey kahvenin ilk yudumundan sonra acıların yarışı haline geliyordu.Ve bişeyler yapabilmek için ille tüme varmak gerekiyordu.Ben de kendi yalancı dünyamı kurarak başladım işe ve ilk yaptığım kendime sabit bir nokta belirlemek oldu.Kıyıdan ne kadar uzaklaştığımı anlamamı sağlayacak hayallerin,umutların,beyinden salgılanan endorfinin bittiği an yanıbaşımda duran bir tutam gerçek.Sonrası kendiliğinden geldi.Hayali arkadaşlar edindim.Eve taşıdığım ufak bir taş parçasının karşısında dua ettim arada.Hayatıma katacakları yönünden kaya parçasıyla Tanrı arasında pek bir farkı yoktı.Ve kaya parçasının potansiyeli düşünüldüğünde Tanrıdan çok daha iyi niyetli olduğu ortadaydı.Sonrasında durmadım, durmak en büyük günahtı.Hayallerin hep hayal kalacağının bilincindeydim hala.Ama camın önünde dışarı çıkmak için durmadan cama çarpıp duran sonunda üstüne inen sineklikle nolduğunu anlamadan ölen sinek kadar kutsal bi davam olsun istedim belki. Televizyonda ilk kez Halterci gören,haltercinin ne kadar para kazandığını öğrenen çaresiz bi hamal gibiydim, bu gerçek ciğerimi oymadan daha fazla çuval taşımalı sırtımın ağrısıyla tüm gerçeklerden kaçmalıydım. Fiyakalı zaferlerimiz olamazdı zaten bizimki sadece bi yaşama güdüsüydü.Tüm çabam bu yüzdendi.Ayıpları başkasının üstüne yıkmak için tanrının,şartların,talihin... Ayıpsız bi ölüm, en güzel ölümdü.

Rezervi Yapılmış Hüzünler Atlası

4 kişi karşıladı;:

meyer 02 Mayıs, 2012 14:03  

ne işine yarar bilmiyorum ama yazdıklarını seviyorum godsy.

Dışavurum 04 Mayıs, 2012 13:03  

Kitap yazsaydın keşke de uzun uzun okusaydım diye düşündüm. Sen ne diyorsun, ben ne diyorum yani...

murdum-erigi 04 Mayıs, 2012 16:16  

Camın niteliğini algılayamayan sineğin dramı çok acı. Güneşe yani hayaline sırtını dönüp içinde hapis kaldığı yerle mi yetinmelidir? Yoksa yeteri kadar vurursa o cama, bi delik açabileceğine, camın cam olmaktan vazgeçeceğine mi inanmalıdır? Yoksa birisi yan taraftaki pencereyi açınca gelen rüzgarı farkedebilme ve gerçekten dışarı çıkabilme ihtimaline mi sarılmalıdır?

Bu inançlar arasındaki geçiş hangi noktada başlar/biter bilmiyorum ama sineklik öncesi birkaç ihtimal daha var... O da ölmek değil :-)

Godsyndrome 07 Mayıs, 2012 20:49  

meyer:ben de yorumlarını seviyorum.

dışavurum:uzatmak genel olarak tarzım değil :D

mürdüm eriği:hiç yaşamamış olmanın coşkusu olmalı bu.

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP