Bu Blogda Ara

20091019

Rivayet Bölünmüş Adam 1

Bekliyordum.Ortalık et kokuyordu.Genel bir hanenin değil de özel bir işletmenin döner kokusuydu sanırım bu et.Yakınlarda bir meclis vardı.Galiba o zamanlar; iki, büyüktür birden önermesi demokrasi sanılmazdı.Üst üste solfasol otobüsü geliyordu.Ben bekliyordum ama peyami safa inmiyordu bi türlü.Beklerken türkçede bir kelimenin eksikliğini farkettim.Bekçi kelimesiyle geçiştirmişlerdi mevzuyu.Oysa bekçi, başında duran/gözetleyen anlamına geliyordu. Bir de bekleyici olmalıydı.Geleni/gelecek olanı bekleyen kimse anlamını taşımalıydı.Niye yoktu lan,niye yoktu?Dünya, dokuzuncu hariciye koğuşu gibi kokmaya başladı birden.Daha fazla duramadım oralarda itfaiye meydanında aldım soluğu.Bit pazarında dolaşmak güzeldi,bit olan şeyler ucuzdu.Demek ki yavşaklık para ediyordu.Reel bir saptamayı kendi böğrüme saplamıştım.Ne çok şeyden vazgeçip satmış lan bu millet derken arap hat sanatından güzel bir örnek gördüm.Maldan anlardım.Fiyatını sordum 10 lira dedi.Ohaydı,El-kerim yazısı parayla satılır mıydı?Bu adam kimin çocuğuydu?Ayrıca bananeydi....

3 kişi karşıladı;:

semmy 19 Ekim, 2009 15:03  

devamı gelecek mi?

BlahBlah 19 Ekim, 2009 19:50  

diş macununun çizgileri neden tüpün içinde dağılmıyor biliyor musun? çizgileri oluşturan renkli macun, tüpün ağız kısmında minik 4 tane kanladan çıkıyor da ondan :)

ben de çok merak ederdim onu.

Godsyndrome 19 Ekim, 2009 23:21  

semmy:Fransızlar ikinin üçü vardır diyor.Biz de birin ikisi vardır diyelim ;)

blahblah:neğader ortak noktamız var değil mi yavuklum, bilgilendirdiğin için sağol. bayılırım kültürlü kadınlara ;)

Powered By Blogger

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP