sembol
Uyandığında 14.45 olmuştu,oysa 08.15 de uyanmak istemişti.Her güne böyle başlardı bay yeteneksiz. Ayakkkabılarını giydi ıkına sıkına,o kadar tembeldi ki bağcıkları çözmekle uğraşamazdı.Bu tembelliği yüzünden kravat bağlamayı bile öğrenememişti.Herkes bağlanamama sorunu yaşarken,bağlayamama sorunu yaşamak tam bay yeteneksize göreydi.Tanrısına şükür ki kravatla gideceği bir işe hiç sahip olamadı ve yine şükür ki -varsa eğer öyle bir tanrı- gideceği bir işi de hiç olmadı.Adı olmayan balığına yem vermeyi düşünmedi,olmayan komşusuna bırakmak ya da camdan aşağı tekmeyi basmak gibi şiddet dolu eylemlere girişmedi.Açlıktan ölmeliydi,ya da kudretten doymalıydı balık varsa eğer öyle bir kudret.Giydiği ince pardesü ya da halk ağzıyla pardüse mutlu etti onu.Üşümek istiyordu.Hatta utanmasa ya da üşümekten korkmasa çırılçıplak çıkabilirdi sokağa.Merdivenlerden birer birer inerken, üçer beşer inecek kadar genç olduğunu düşündü.Keşke önce ayakkabılarını değil pardesüsünü giyseydi.Hava buz gibiydi,yüzünü kesiyordu ayaz ki bundan hoşlanırdı.Sanki kimsenin görmediği yüzlerce faça vardı suratında.Mehmetin asumanı sevdiği duvardan sola döndü,şanslıydı sağa dönmesini sevmezdi.Ama onun şansı sadece yürürken döneceği yönün tayininde ortaya çıkacak kadar cılızdı.Hayır solak değildi.Sağlak yazarken harflerin yerini karıştıracak kadar salaktı.Kafasını karıştıran soru nereye gittiği hakkındaki soruydu. Hatırlamaya çalıştı,hayatta unuttuğu yegane şey kendisiyle ilgili olanlar ve peygamberdevesinin adıydı.Niye bi böceğe böyle isim verilirdi ki.Ayrıca peygamber devesi işin içine girince hayatta unuttuğu şeyler yegane özelliğini kaybediyordu. Peygamberdevelerinden nefret ediyordu.Peygamberdevelerinin ise bay yeteneksizi düşünüp ciddiye alacak kadar önem verdikleri hiç görülmemişti. Yüreğini gömmeye gidiyordu bay yeteneksiz,kendisi de bu gerçeği az sonra hatırlayacaktı.Bu gömme faaliyeti elliyeelli beyaz bir çaputla girişilen zaruri bir işlemden çok;teorikte sembolik, pratikte de gayet gerçek bir işlemi ifade ediyordu.Yeni evine gitmeden evvel yüreğini gömmesi,gömdükten sonra da yeni bir ev bulması eve yüreksiz girmesi gerekiyordu.Tek sorun bu işi nasıl yapacağını bilmiyordu.Başlayınca bulacağını düşünmüştü,ama olmadı.Önce otuzdokuzuna yeni basan egomanyak olduğu her halinden belli olan güzel bir kadının buram buram bencillik kokan teatral hareketlerine gömmeyi istedi.En çok haketmeyen yer burasıdır diye düşünüyordu.Sonra ansızın vazgeçti.Bütün gün uğraştı.Kendisini polyanna sanan bir kötümser,ruhu fahişe bir hanımefendi,kör olmayan bi dilenci hatta dilenci olmayan bi topal... denedi,denedi.Başaramadı.Bu başarısızlık hayatındaki başarısızlık kotasının dolmasından olucak ki onu çok kızdırdı.Bu sefer gerçekten yüreğini ve yüreğinin ölmesi gerektiğini söyleyen yerini hatta dalağını bile öldürmek istedi.Önce kendini bir arabanın altına atmayı düşündü.Sıradan bir arabanın altına atsa bir garibin başını yakacak olduğundan yüreği sızladı zaten en başta yüreğini bu yüzden öldürmek istemişti.Kendisini bir mercedes hatta hem mercedes hem benz türü bir arabanın önüne atsa zenginler ballı olurdu,yüzde noksanının felç olmasından korktu.Yüksek bir binanın çatısından atlamak istedi ama atlamak istediği binaya güvenlik onu sokmadı.Hesabı ödemeden kalktı gitti,oturduğu cafeden.Çay yerine sıcak su verdikleri için değil hep hesap ödemeden kalkmak istediği için yapmıştı bunu.Son bir ümitle aldığı çamaşır ipini bir iğde ağacına bağlayıp,kendini astı.Ama ne kadar çürük yapmıştı tanrı iğde dalını ki varsa eğer öyle bir tanrı bu gerçekten bir utanç olmalıydı.Evine gitti bay kaybeden, mehmetin asumanı sevdiği duvarın sağından dönmek zorunda kalarak,yüreğini gömmeye giderken bilincini gömdüğünü bilmeden.Herşeyden habersiz ve kuvvetle muhtemel aç olan balığını eline almasıyla duvara çarpması bir oldu.Bay mı bayan mı olduğunu bilemediğimiz balık bay kaybedenin onu ne kadar sevdiğini bilmeden hayata gözlerini yumdu.

2 kişi karşıladı;:
Mehmet'in Asuman'ı sevdiği duvardan sola döndü bu çok güzel bir söylem olmuş :)
Eyvallah müdür;)
Yorum Gönder