20131224

*

Nasılsın diye sormak istediğim insanlar var ama soramıyorum.Kızgınım,buz gibi bir kızgınlık.En çok da nasılsın diye soramadığım için kızgınım.Siz bana ne yaptınız ki böyle,şimdi hatırınızı sormaktan bile imtina ediyorum.
......................................................... Kimseye içimden geldiği gibi konuşamıyorum nicedir.Ve hep aynı günü yaşıyorum.Her gün işe gitmek değil kastım.Dakikası dakikasına aynı olan günler.................................... Bana en büyük kötülüğü öldüğünüzde yapacaksınız.Öğrenilmiş bir vicdan azabına yenilecek mantığım. Siz yine badem gözlü...
Her akşam kafayı bulduğum zamanları özlüyorum.O sarhoşlukta bir umut vardı belki,kendime bile söylemediğim. Şimdiyse koca bir boşluk.......................  Hep kazanmaya çalışan, kendini geldiği yere göre adlandıranlardan kaçtım.Sevildiğini anladığı an tahsilata kalkışanlardan kaçtım.Sürekli ağlayanlardan kaçtım.  Taksit ödemeyi hayatının birinci amacı haline getirenlerden,durmadan umut besleyenlerden, dürüstlük diye yırtınıp aslında dürüst olma duymak istediğim yalanları söyle diyenlerden vs.vs. Sanırım dünyada kimse kalmadı.
Şimdi düşününce komik geliyor.Bir fincan kahve için ömrümün geri kalanından geçtiğim günler oldu. Biraz geç öğrendim.Sen bir fincan kahve için kendinden vazgeçersen, onu bile vermeden vazgeçiyormuş hayat senden.Öğrenmek doyuma ulaşıyor sanırım bir süre sonra ne öğrenirsen öğren içindeki karışımın yoğunluğunu değiştirmiyor............................................. Alzheimer ne güzel hastalık değil mi jeremy, beynin bir yerlere zincirliyor kendini kalan ne varsa hatırlamaya yanaşmıyor.Bence çoğumuzda var bu hastalık, sadece belirli bir zamanda yaşayıp, kalan ömrümüzü saçmalayarak geçiriyoruz.

1 kişi karşıladı;:

PoLLy 26 Aralık, 2013 00:56  

Sen kırk yıllık kemalettin'i, iki günlük jeremy'e satarsan; hayat senden bir fincan kahveyi de esirger, değirmeni de...
(Yorumcu burada sosyal içerikli mesaj vermeye çalışıyor)

  © Blogger templates 'Neuronic' by Ourblogtemplates.com 2008

Back to TOP