Kralın Annesi
Dün ben ölüyordum.Ne yazık ki ölmedim.Bir yerim de kırılmadı.İstedim ki içim kanasın ama burnum bile kanamadı.Kısacası sadece öleyazdım.Tabi sonrasında yaşama şevketiyle dolmadı içim. Testere filmi değil ki bu; kapıcının çocuğunun bisikletini çalıp,dünya turuna çıkma kararı alayım, alnıma "dont worry be happy, my name is heidi" yazdırayım.(uydu lan,ingiliz dili ve edebiyatındağ da kafiye yapabiliyorum,edgarım allannim gurur duy benle)
Tabi yine de düşündüm.Ölsem nolurdu diye; içimde ukte/uhde/uhte olarak sadece birazdan yazacağım şeyleri diyememek kalırdı (bi de gisele bundchenle yatamamak,bi de adnan amcamın olmaması,bi de simpsons'da yer alamamak,bi de...)
"İnsanlar geldi bana.Sonra ben dahil herkes teker teker gitti.Hepsi nankördü,hepsi vefasız ve hep ben haklıydım.Sonra sen geldin, ki geldiğinde gider nasılsa demiştim.Yanıldım.Şimdi ödüm kopuyor bunun olmasından.Çünkü senin gitmen, daha evvel giden herkesin haklı çıkması demek olur.Sakın gitme ya da gitme sakın"
Ohh,huzur içinde ölebilirim.Azrailcim,meleeem bak 2 etti.Allaaan hakkı üçtür.Sakın yılgınlığa düşme.Azmin elinden hiçbir şeyin kurtulamadığı iddiasında olan insanlar var.Belki haklıdırlar. Ben başaracağına inanıyorum bebeem.
Notlar:
1-Bugün ölsem,bu cidden komik olur.Komik ölüme karşıyım arkadaşım.Küvette boğazına plastik ördek kaçarak ölen bir insan falan olmak istemiyorum.
2-Yazmadığım günlerde beynim (beyim değil beynim) boş boş oturmuyor tabii. Bir hikaye tasarlıyorum. "Deli gibi yakışıklı olMAyan ama deli olan bir delikanlı,bir gün psikoloğa gidiyor. Tokdor tokdor diyor.Ben çoooğğk mutsuzum diyor.Tokdor da diyor ki Godsyndrome diye bi blog var,onu oku geçer diyor.Delüğanlu da diyor ki zaten o blogu ben yazıyorum diyor. Doktor ona hemencecik ağşık oluyor ama çocuk yüz vermiyor çünkü doktorları sevmiyor.Evlenmiyorlar, mutlu da olmuyolar. Çok orjinal değil mi?
Bu iğrençliği de yaptım,içim rahat.Bitirebilirim.Hoşçakalın.
